1 Ağustos 2009 Cumartesi

İntikam Soğuk Yenen Yemektir: Bölüm 2








Eğlenceli intikam serimize ara vermiştik güzel bir video kaydettim ve akabinde kurgu tamamlandı. Olayların gerçekle hiç alakası olmayacağı gibi gerçeğin tam göbeğinde de oturabileceği düşünülebilir. Sonuçta bunlar futbolun sahasında mantar yemekten farksızdır. Hangisinin zehirli olduğunu bilmek için tatmak gerekiyor.
Malumunuz Ümit Aktan'ın fotografik hafızasındaki 1700 sayısıyla eski Yunan'daki bevliye tanrılarını rahatsız etmesiyle gündeme gelmesi bir oldu. Biz de eski yazılarından birini aşağıda konuk edeceğiz ve buna Trabzonspor'un salvosunu yukarıdaki resimden okuyabileceksiniz. Seriye adını veren soğuk yemeği ise videodan takip edebilirsiniz. Belirttiğim sırayı takip ederseniz zamanınıza 4-5 dakika tebessüm girer veya girmez...

Bu arada kuzey komşumuzun "Macar asıllıdır manken ve oyuncu, espri olsun diye konumunu ben çarpıtıyorum" uçaklarının neden sürekli olarak düştüğünü şimdi daha iyi anlayabiliyorum...

16 Mart 2009 Pazartesi Ümit Aktan
Alan zinho veren zinho...

Gol, Türkiye’ye nasıl olup da getirildiğini anlayamayan Avrupalı meslektaşlarımızın parlattığı Alanzinho‘dan geldi. Topu yere vurdurup arkasına düşüren Sabri‘nin hatası çok bu golde ama cambazın vuruş tekniğinin de altını çizmem gerekiyor.
Sonra biri şalteri indiriyor...
Maç soğuyor ve tekrar başladığında Trabzonspor’un da şalteri indirip stand-by konumunda istirahate geçtiği anlaşılıyor. Baros‘un attığı beraberlik golündeki başarı, vuruş hünerinden alası Arda‘nın ölçüp biçip attığı bir pasın içinde gizli.
Sonrasında hakemle çok oynayan ve aşırı motivasyonun verdiği gerginliği daha fazla yaşayan ev sahibi takım, evin sahibi olmanın stresini de bolca yaşadı. Hemen her pozisyonda hakemi seyircinin kucağına atmayı seçtiler.
İlk yarının skoru iki tarafın kaybını bekleyen “diğerlerini” memnun eder bir şekilde ama ikinci yarısı birincisi gibi olmayacak bir maç var önümde.
Lincoln‘ün uzak deplasmana götürülüp oynatılmamasını ise tipik bir “Fatih Terim davranışı” olarak yorumluyorum. “Gel yanıma otur, beraber seyredelim” demiş belli ki Bülent Korkmaz. Deneyimini iyi kullanıyor bana göre. Oyuncusunu kamuoyunun önüne atmadan eğitiyor..
Kullanmasını bekliyorum sonlarda Lincoln‘ü...
İkinci yarıda topu yere indiren ve daha etkili gelen Trabzonspor, rakibinin direncini kıramıyor ama oyuna girip iki korneri ayakkabı seçimiyle pas geçen İsaac de ayıbın daniskası oluyor. Sonra Trabzonspor’u durduran ve bozan şey gerçekleşiyor.
Klasik 61. dakika gösterisi...
Balonlarla duraklayan ev sahibi, G.Saray’ın hünerli ve takipçi ayaklarından ikinci golü yiyor.
Arda ve arkadaşlarının Hamburg sonrasındaki tempoları ile bu takımın içindeki ateşi üfleyen Bülent Korkmaz‘ı öpülesi bir durumda seyrediyorum maçı. Turşusu çıkmış bir takımın, kolu kanadı kırık tablosundan müthiş bir manzara resmi çıkarıyor Korkmaz Hoca...
Son çeyrekte tepikler tekmelere dönüşürken, kontrolden çıkan Yunus Yıldırım‘ın ayağı delinen Arda‘ya kalk demesi, dayak atanı görmeyip dayak yiyeni cezalandırması karşısında alınan bir puan ve verilen mücadele, ruh meselesidir.
Ben Galatasaray’ı kutlarım...
Trabzon’dan “sağ” çıkabildiği için...



Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails