18 Eylül 2010 Cumartesi

Hakan Şükür: "Seks Normal"


Hakan Şükür... Futbolu, golleri, evliliği, İtalya'ya transferi, Galatasaray'a dönüşü, Milli Takım'daki başarısı ve Galatasaraylılığı ile her an gazete manşetlerinde dolaşan bir süper star.
Hakan hakkında çok kişi çok şey söyledi, çok şey yazdı. İtalya'ya gidişini, dönüşünü, evliliğini, ayrılmasını eleştirenler, akıl verenler, ağır ithamlarda bulunanlar oldu.
Tribünlerdeki rakip taraftarlar Torinolu Şaban yakıştırması yaptı. Galatasaray'ın başarısız olduğu dönemlerde takımdaki bölücülerden biri, Saffet ve Kubilay'ın anlaşamadığı kişi olduğu iddia edildi.
Ama Hakan bu eleştiriler yapılırken futbolunu oynamaya, Milli Takım'da ve Galatasaray'da gollerini atmaya devam etti. 24 yaşındaki bir insanın kolay kolay yaşayamayacağı olayları 1 yıla sığdıran Hakan ile yaşantısındaki gerçekleri öğrenmek için Florya'daki Metin Oktay Теsisleri'nde konuştuk.
Amacımız özel yaşamındaki olaylardan çok futboluyla ilgili sorular sormaktı. Ancak anladık ki, Наkan'ın özel yaşamı futbol, futbolu da özel yaşamı olmuş...
-Yaşadığın bütün sorunlara karşın 22 maçta 15 gol atma başarısını gösterdin. Galatasaray'da bu sezonki performansını nasıl değerlendiriyorsun?
"Son 1 yılda tahmin edemeyeceğim olaylar yaşadım. İyi ve kötü günlerim oldu. Çok kişi hakkımda çok şey söyledi. Ancak kendimi başarılı olarak görüyorum. 22 maçta 15 gol atmışsam, ligin en çok gol atan adamının 20 golü varsa başarılıyım demektir. Ayrıca gol atmaktan çok mücadele etmeyi seven bir futbol yapım var."
-Torino'ya transferin büyük yankı uyandırdı. Yurt dışında oynamak nasıl bir duyguydu ve İtalya'daki günlerini nasıl değerlendiriyorsun?
Torino'ya gidiş şeklim yanlıştı. İstemediğim ve benim dışımda gelişen bir transferdi. Sezon bitmişti. Herkes malzeme arıyordu. Bu olayın günlerce sürmesi medyanın işine geldi. Kısacası beni kullandılar. Ancak İtalya'ya transferim kesinleşince herkes methiyeler yazmaya başladı. Türk boğası dendi, büyük golcü dendi. İtalya'da yazılanlar burada, burada yazılanlar İtalya'da abartıldı. Üstümde büyük bir ağırlık oluşturuldu. Büyük beklentiler içine sokuldum. Yine de başarısız olduğumu kabul etmiyorum. 5 maçta 1 gol attım. Ama her maçta çok çalıştım ve alkış aldım."
-Türkiye'de, 'Hakan Torino’da oynayamadı' imajı yaratıldı.
"Basındaki yazıların çoğu kasıtlıydı. Beni orada seyreden kişiler Turgay Şeren ve Can Bartu'ydu. Onlar da ilk maçımı seyrettiler. Onun dışında herkes 15 saniyelik televizyon görüntüleriyle konuştu. Tribünlerde sizin adınıza şarkılar bestelenmesi, maçtan önce ve sonra size tezahüratlar yapılması olağanüstü güzel şeyler. Ben bunları 5 maçta da yaşadım. Ama Torino bana uygun bir takım değildi. 10 kişi savunma yapıyordu. Bu yüzden yapabileceğim her şeyi yapamadım."
-İtalya'daki sıkıntıların nelerdi?
" Yabancı bir ülkede yaşamak oldukça zor. Makarnadan başka yiyecek yok gibiydi. Bu yüzden 7 kilo verdim. Maçlara çıkarken gerçek gücümde değildim. Takım içindeki yapı da ilginçti. 4 yıllık sözleşmem olduğu ve başkanın bana sürekli gol atman önemli değil dediği halde, basında Galatasaray'a döneceğim yazıldı. Rizzitelli'nin gol başına 10 bin mark aldığı, 10 kişinin savunma oynadığı ve şu anda düşme hattında bulunan bir takımda çok başarılı olamazdım. Ayrıca özel yaşamımdaki bir takım olaylar da performansımı etkiledi. Bütün bunlara basının saçma yazıları eklendi ve zorla gittiğim İtalya'dan bu kez zorla döndürüldüm."
-Basının ne gibi yanlışları oldu?
Türkiye'de bir gazetede Hakan bütün İtalya’yı Müslüman yapmaya gidiyor diye yazı çıktı. Ertesi gün Torino kulübünün telefon ve fakslan susmadı. Hıristiyan birlikleri beni protesto ettiler. Başkan zor durumda kaldı. Ben Müslüman’ım, bununla da gurur duyarım ama diğer dinlere de saygım var. Hâlbuki onlar beni düşman haline gelirdi."
-Türkiye'ye dönüşünde rakip tribünler seni pek hoş karşılamadı.
"Bana Torinolu Şaban demelerine pek kızmıyorum. Demek ki ben başarılı bir futbolcuyum ki. beni yıpratmaya çalışıyorlar. Böyle bir tezahüratta neden kızayım? Öyle olmadığımı biliyorum. Beni üzen, Fenerbahçe Stadı’ndaki "Türkiye seninle rezil oluyor" şeklindeki tezahürat oldu. Ben bu ülkenin 40 yıl sonra finallere kalması için canla başla savaşan insanlardan biri olduğum için üzüldüm."
-Avrupa'ya tekrar gitmeyi düşünüyor musun?
"Evet. Ama bu kez transferimden kimsenin haberi olmayacak. Şu an kulübe 3 teklif gelmiş durumda. Galatasaray ile 2 yıllık daha sözleşmem olduğu için benden çok kulübümün kararı önemli. Ama Avrupa'ya gidersem, bir ara ortadan kaybolurum. Sonra yeni takımımın sezon açılışına katılırım. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali. Aşırı ilginin bir futbolcunun başarısını nasıl azaltacağını yaşadım çünkü."
-Türkiye'den teklif alıyor musun?
“Sürekli. İstanbulspor 150 milyar teklif etti. Galatasaray'dan ayrılırsam oynayacağım tek takım Bursaspor dur. Gerek tesisleri, gerek yönetim anlayışı, gerek taraftar potansiyeli, gerekse şehir yapısı olarak bir profesyonel futbolcunun aradığı bütün her şey Bursa'da var."
-2 yıl önce Fenerbahçe ile görüşmüştün.
"Sakaryaspor'dayken Fenerbahçe beni istemişti. İnegöllü Cafer ile birlikte 1 hafta Aden Otel'de kaldım. Ancak amatör olduğum için takımımın izni gerekiyordu. Bu yüzden Bursa'ya gittim. 2 yıl önceki olay gerçekleşip Fenerbahçe'ye gitseydim, çıkar futbolumu oynardım. Ancak içimdeki Galatasaray sevgisini hiç kimse silemezdi. İtalya'dan dönüşüm söz konusu olunca Fenerbahçeli yöneticiler beni arayıp transfer teklif eltiler. Yurda dönünce bizim Hakan gibi çok adamımız var dediler."
-Galatasaray ile anlaşman nasıl?
"Maç başına anlaştım. Ama sakatsam asla çıkıp oynamam. Para kazanmak uğruna takımımın başarısız olmasını düşünemem. Ben futbolu seviyorum, takım arkadaşlarımı seviyorum ve Galatasaray'ı seviyorum. Yönetimle transfer pazarlığı yapmam. Onlar ne düşünürse saygı gösteririm."
-Galatasaray'ın oyun sisteminden ve kendi mevkiinden memnun musun?
Futbolda sisteme inanan bir kişi değilim. Eğer futbolcularınızın gücü yerindeyse, iyi sonuç alırsınız. Antrenöre düşen disiplini sağlamak ve takımınızı güçlendirmektir. Bunu yaptığınız zaman her futbolcu her yerde oynayabilir. Oyun içinde sürekli olarak bir yerde oynamak istemem. Çoğunlukla kapalı savunmalara karşı oynuyoruz. Uzun boylu olduğum için bana büyük iş düşüyor. Bu savunmaları açmak için hava topları çok önemli. Sanırım Fenerbahçe beni bu yüzden istiyordu."
-Gol vuruşlarının biraz zayıf olduğu iddiası var.
"Ben gol vuruşlarımdan memnunum. Havadan daha iyi olmam bana atılan toplardan kaynaklanıyor. Ancak bu sezon ligde 15 golüm var. Sadece 4'ünü kafayla atmışım. Ayakla yaptığım son vuruşları daha da geliştirebilirim. Bu konuda Tanju Ağabey bana tavsiyelerde bulunmuştu. Fatih Terim de Milli Takım kamplarında gol vuruşları için beni çalıştırıyordu."
-En beğendiğin santrfor kim? "Yabancı oyunculara bakıyorum.
Bizden çok fazla artılarını görmüyorum. Onların oynadığı takımlarda koşan oyuncu sayısı daha fazla. O yüzden daha çok golü düşünüyorlar. Ertuğrul'u çok beğeniyorum. Çok kuvvetli, sürekli golü düşünüyor ve her iki ayağı ile kafasını çok iyi kullanıyor."
-Saffet ve Kubilay ile aranda sorun olduğu söylendi.
"Ben, Saffet Ağabey ve Kubilay ile çok iyi bir forvet hattı oluşturmuştuk. İyi goller atıyor, maçlar kazanıyorduk. Ancak işler kötü gidince basında asılsız haberler çıktı. Birbirimiz hakkında söylemediğimiz şeyler yazıldı. Aramızda yapay bir soğukluk oluştu. Biz de birbirimizle oturup konuşmayarak, basındaki gelişmeleri izleyerek hata yaptık."
-Fenerbahçe ile çok zorlu bir kupa finali oynadınız.
"Kupa bizim için tek hedefti. Bunu da kazandığımız için çok mutluyuz. Fenerbahçe de çok iddialıydı. Onlar da maça çok asıldılar. Ama şöyle bir şey var. Lütfen fanatizm körüklenmesin. Önemli olan saha içindeki rekabeti saha dışında dostluğa dönüştürmektir. İki takım da çok büyük. Ama sadece bir tanesi kupayı kazanabilirdi. İnsanların bunun bilincinde olması gerekir."
-İngiltere'den beklentilerin neler?
"Orada Türk futbolcusunun neler yapabileceğini sadece Avrupa'ya değil, Türkiye'deki bazı insanlara da kanıtlayacağız. Bizi izlemeye gelen yönetici ya da menajerler çok iyi bir Türk takımı görecekler."
-Özel yaşamın hakkında çok konuşuluyor. Genç bir erkek olarak nasıl bir cinsel yaşantın var?
"Önce şunu söyleyeyim. Genç bir erkeğin çeşitli ihtiyaçları vardır. Beslenmek, dinlenmek, eğlenmek ve seks. Bunlar normal şeyler. Bizim dışımızdaki ülkelerde futbolcunun cinsel yaşamı böylesine incelenmez. Eğer profesyonel bir futbolcuysanız, kendi dengenizi ve yaşantınızı ayarlamanız gerek. Hakkımda yalan yazılmasına karşıyım. Örneğin manken sevgilim falan yok. Tamamen uydurulan bir haber. Ama cinsel yaşantım tabii ki var. Bu sadece benim değil bütün insanların doğal bir gereksinimi. Ben evlenerek, düzenli ve huzurlu bir şekilde bu sorunumu çözmek istedim ama kısmet değilmiş. Peşimde birçok kız var. Ancak hem aile yapım hem de profesyonel bir futbolcu olmam nedeniyle kendimi dengelemem gerekiyor. Özel hayatımın saha içindeki performansımı etkilemesine izin vermem."
-Evliliğin hakkında çok şey söylendi. Çok konuştuğun yolunda eleştiriler yapıldı.
"24 yaşındayım. Ama çok şeyi öğrenme fırsatım oldu. Geçen gün Zerrin Özer'in bir konuşmasında çok güzel bir söz duydum. Bu benim için de geçerli. Bütün insanları seviyordum. Şimdi de seviyorum, ama insanları artık sınıflandırdım. Ben Galatasaraylı Hakan'ım. Geleceğim parlak, gücüm, kuvvetim, şöhretim var. Evliliğim ile ilgili bir şey söylediysem bu iyi niyetimden dolayıdır. Ancak artık susacağım. Bakalım sustuğu için karşı tarafı haklı görenler, şimdi benim için ne diyecekler? Yalnız şunu söylemek istiyorum. Lütfen herkes her duyduğuna inanmasın. Ben simitçisinden yöneticisine kadar herkesle konuşan bir insanım. Benimle gelip konuşabilirler. İnsanlara yukarıdan bakmam. Yaşadığım olaylardan ders almayı da bilirim. Kimin ne amaçla eleştiri yaptığını da anlayacak biriyim. Yaşadıklarımı şanssızlık olarak yorumluyorum. Bunlar her insanın başına geliyor. Ama sevdiğim için evlendim. Evliliğimin sürmesine çalıştım. Dışarıdaki sorunlarımı eve taşımadım. Karşı taraf ise çok güzel bir senaryo ile benimle oynadı. Onun için Ordu Milli Takımının kampından kaçarak Yalova'ya bile gittim. Genç. zengin ve şöhretli olduğum halde, 24 yaşında evlenmek istedim."
- Basındaki eleştirilere yorumun nedir?
"Bunu doğal karşılıyorum. Dediğim gibi popüler biri olduğu için her yaptığım olay oluyor. Ancak insanların art niyetle hareket etmeleri çirkin. Fatih Altaylı'nın kasıtlı olarak benim için sürekli ağır ithamlar kullanması, bazı insanların başarısız olmam için dua etmeleri kötü. Yoksa eleştirilmeye hazırım. Basındaki herkesi kötü olarak yorumlamıyorum. Ancak çoğu masa başında yazdıklarıyla geniş kitleleri harekete geçiriyorlar."
-Galatasaray'daki arkadaşlık ortamı nasıl?
"Şu an her şey iyi. Çünkü takım iyi gidiyor. Benim Arif ve Okan ile daha samimi gözükmem normal karşılanmalı. Çünkü onlarla şampiyonluk yaşadık. Daha sonra sürekli futbolcu gidip geldi. Eğer şampiyon kadroya 1-2 takviye yapılsaydı, bugün yine şampiyonluk şarkıları söylerdik."
-Sakal bırakmanla ilgili ilginç yorumlar yapılıyor.
"Benim politikayla ya da herhangi bir görüşle ilgim yok. Ancak herkes beni kullanmaya çalışıyor. Zaman zaman dini olaylara alet ettiler. Altobelli tipi sakal bıraktım, bazı kesimlerden nasıl öyle Bizans sakalı bırakırsın diye eleştiri aldım. Son bıraktığım sakal için de herkes tarikatçı yakıştırması yaptı. İnsanların dış görünüşü ile bu kadar fazla ilgilenmek doğru değil. İnsanların inançları ya da görünüşleri özel hayatları ile ilgilidir. Fenerbahçe'yi eleyip kupayı alınca sakallarımı keseceğimi söylemiştim. Öyle de yaptım. İnsanların yaptığım her şeyin altında bir neden aramasına anlam veremiyorum"

Spor dergisi-Altan Tanrıkulu



2 yorum:

Adsız dedi ki...

Böyle bir röpörtaja bu başlığı koyarak sizinde hakan şükür'ün yakındığı spor basını kategorisine girdiğiniz gayet aşikar.Alakasız başlıklar koymayı bırakın lütfen

Levent Kömürkara dedi ki...

Başlık da röportajın kendi orjinal başlığıdır; noktasına virgülüne dokunmadım. Altan Tanrıkulu röportajına bu başlığı uygun görmüş zamanında ne yapayım. İlla ki kanıt olarak röportajın yapıldığı derginin resmini mi koyayım. Ne desem boş. Yargısız hüküm her yerde...

Related Posts with Thumbnails