Dr. Emmett Brown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dr. Emmett Brown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Zaman Kırılması Auxerre’in Sevmediği Adam

Daha önce Manchester United’ın 4. elementi tahta mı yazısını göndermiştik. Auxerre tarihinde zaman kırılması yaratan bir şeye yer verelim. Tabii ki bunlar geçmişe bakınca olayların toplamına göre yorumdur. Yoksa o maç öyle bitmese zamanda daha farklı kırılmalar olabilirdi.

Futbola hikâyeler kazandırmak zorundayız. Son bir aydır yaşananlarla da insanlara güvenim atom altı düzeyinde. Okuyucu derdim de yok. Yorum kısmını da ziyaretçi sayısını ölçen zımbırtıyı da iptal ettim. Başlığa geri dönelim…

2 Kasım 2006’da Partizan ve Livorno Belgrad’da karşı karşıya geliyor. Partizan, A grubunda ilk maçına çıkacaktır; Livorno ise evinde Rangers’a 3-2 yenilerek gelmiştir Sırbistan’a. Yenilmesi halinde bir üst tur için şansı azalacaktır. Avrupa’daki ilk sezonunda zaten 4. maçını oynamaktadır. Partizan Mirosavljevic’in golüyle 1-0 öne geçer. Maçın bitimine 2 dakika kala ise Dario Passoni ile sol taraftan serbest vuruş kullanılacaktır. Maçı hatta üst tur şansını kaybettiklerini düşünen Livornolular duran top organizasyonu için maaile hücuma çıkarlar. Kahramanımız Marco Amelia ise sarı kazağıyla en belirgin isimdir ve altı pas üzerinde pozisyon kapmak için uğraşmaktadır. Renk çekiminden olsa gerek Passoni tehlikeli bölgeye topu gönderir. Kralj’nin elinden seken top kaleyi bulur ve Livorno sahadan beraberlikle ayrılır. Aşağıdaki puan durumuna bakarsanız yazıda Auxerre’in adı geçmese de Amelia’nın neden Auxerre tarafından sevilmediğini anlarsınız. Livorno’da 1 puan çıkartın 4 eder. O halde Auxerre ile puanları eşitlenir. Gol farkı avantajı ise sıfıra karşın eksi bir ile Auxerre’e geçer. Bu durumda dahili Livornolular diyecektir ki biz Auxerre’i deplasmanda 1-0’la alt etmiştik. Buna ise şu karşılığı verebilirim:

Aynı sezonda oynanan Uefa Kupası G grubu maçlarından sonra oluşan nihai tablo bir alttadır. Orada da eş puanlı iki takım Hapoel Tel-Aviv ve PSG’yi göreceksiniz. PSG Tel-Aviv’e 4-2 yenilmesine rağmen grup ikincisi olmuştur o zaman önceliğin gol averajında olduğunu görebilirsiniz. Bu nedenden ötürüdür ki Amelia’nın golü olmasa grubu aynı puanda bitirecek olan iki takımdan Auxerre Livorno’ya 1-0 yenilmesine karşın kupadaki serüvenine devam edebilecekti ve kaderin oyunuyla Avrupa’daki son maçı 2006 yılındaki Livorno karşılaşması olmayacaktı. Tabii ki dahili ve harici Auxerreliler bunun farkında mı?

A GRUBU

Rangers

4

3

1

0

8

4

10

M. Haifa

4

2

1

1

5

4

7

Livorno

4

1

2

1

5

5

5

Auxerre

4

1

1

2

7

7

4

Partizan

4

0

1

3

2

7

1

G GRUBU

Panathinaikos

4

2

1

1

3

4

7

PSG

4

1

2

1

6

4

5

H. Tel-Aviv

4

1

2

1

7

7

5

Rapid Bucureşti

4

0

4

0

3

3

4

Mladá Boleslav

4

0

3

1

2

3

3


27 Mayıs 2009 Çarşamba

Manu’nun 4. elementi: Tahta?

Bu rabıtayı ne Guardian’da okursunuz ne de Skysports veya ITV size böyle bir imkan sunar. Polen’ik yaratmak bizim işimiz….

Belki bu ilişki bir Barcelona sempatizanına sempatik gelirken bir Valencia taraftarına fatalizmden anarşizme giden yolu açacak …

Son zamanlarda “The Honeyed” Mustafa “Hakkında Tek Şey” her iklimden cereyan etmektedir. Bunları söyleyenler ise ekrandaki kahkahalarıyla Busby bebeklerini pışpışlarken Ferguson’a Mareşal diyecekler. Oysaki tüm İrlandalılar! İskoçlarla nasıl omuz omuza kalır ya bir baksanız.

Harfleri karıştıralım kriptografiyle bir şeylere karar verip, böylece fiktif “hTe oynHyed” Mustafa telaffuzunda zorlansınlar. Hayata şans gözüyle bakanlara ithaf olunur!

Başlıyoruz.

Maç 1: 1968 Kupa 1 Finali

Geçen yıl, Best için olabildiğince maç izlemeye koyulduk ve bulabildiğim en güzel maçlardan biriydi Benfica eşleşmesi ama karşıma Best yerine John Aston adında Giggs’in atası çıkıverdi. Hayatımda gördüğüm en güzel performanslardan biriydi. Best’i yıkmak için ortaya yapılan yığıntı ve fauller de kendisine kanatta geniş bir pist! yaratıyordu.
Karşılaşma öyle veya böyle denk geçecekti ki uzatmaya gittiğini hatırlatalım. Tabii ki maçta zaman kırığı yaratacak bir pozisyonu 4. element Tahta önlüyordu. Şutu çeken Eusebio topu izleyen kaleci Stepney ama maçın ilk 15 dakikası dolmamışken “hTe oynHyed” Busby derin bir nefes ve kupa aldı…




Maç 2: 1999 Ş. Ligi Finali

Kaybettiğim ilk iddia olduğu iççin acısı daha farklı olmuştur. Tarihe geçerek kayıp etmek hem sizi hem de rakibinizi onurlandırır. İşte bu sefer karşımıza başka bir İskoç “hTe oynHyed” Ferguson çıkmaktaydı. Bayern öyle veya böyle tecrübeli adamlarıyla Manu’yu sahadan sildi. 5. dakikada Mario Basler’in frikiğiyle öne geçip karşı ataklarla pozisyon bulmayı denedi ve buldular. Dakikalar 80’i gösterdiğinde Kupa tarihinde yarı genetik bir biçimde de olsa oynayan ilk Türk, Süper Mario Basler’in getirdiği topa Şımaykıl cüssesine göre en mükemmel vuruşu yapıyordu ama 4. element Tahta yine iş başındaydı. Maç 2-0’ a gelip başka bir zaman kırığıyla hayatına devam edecekken kupa Manu’ya kalıyordu…





Maç 3: 2008 Ş. Ligi Finali

Bu final “6 Pas” stüdyosunda hatırlayacağınız üzere Ahmet Ç. tarafından belirlenmiştir. En azından Chelsea kura hilesiyle finaldeydi…
Maçı kısaca bile anlatmaya gerek yok zaten zihinlerimizde kazılı. Biz Video 3 ile pozisyonları size aktaralım karar verin…










Bakalım Goralılar ne diyordu





Bırak lan, gerilim verme.
Doğada bulunan 4 element.
Ateş, su, toprak, tahta. Şimdi bana tahta bulun abi, tahta.
Bu olur mu, efendim?
Bırak, bırak. Sorma, at.
Evet, başlıyoruz.Birinci elementimiz.
Tahta.
Ah, yok toprak.
2. elementimiz tahta.
Yo, yo, ateş. Bir dakika.
Ve 3. elementimiz. Tahta.
Bak yanlış olmasın, hava olmasın?
Yok, yok su. Bir dakika. puu!
Kutsal taşa tükürdü!
Eee, ne yapacaktık, tulumbadan su mu çekecektik?
Ve son elementimiz. tahta!
Yok, yok. Hava, hava! Demin biri hava dedi, hava!
Tahta yok, gö_ünüzden element uydurmayın.
Hava, püff!


Sözün özü:

Tahta yok, gö_ünüzden element uydurmayın.

Başka sorum yok sayın HAKİM!



Lev Kom

15 Mayıs 2009 Cuma

Show Tv Yeni Rekorun Sahibi

Fildişi maçında 57 kez tanıtım yapan TRT tahtını Show Tv'ye bıraktı. Show Tv ekranı reklamlarıyla 63 kez bölerek yeni rekorun sahibi oldu. Buyrun izleyin "Seyirciye Biraz Saygı"!

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Ganatırlar!

(Başlık artık kan kelimesinden nefret etmekle çıktı diyelim.) Şut öncesi Cole akıllıca verdiği pasla Lampard'ı direkt gole götürebilirdi. Essien'in önü gerektiği gibi kapatıldı, Valdes uçtu ama demem o ki bu gol durdurulmazdı. Havasından mı suyundan mıdır bilinmez, Ganalılar genetik olarak bu golleri atıyorlar. Vuruş anında aklıma Yeboah geldi. TRT 3 zamanlarında aklımıza çakılan golleri ve Essien'in son golü. Kopyala-yapıştır. Ayrıca bu üst direk golleri de moda oldu...

9 Nisan 2009 Perşembe

Küçük Beckham

David Beckham'ın eski görüntülerine bir eklenti de biz yapalım...

10 Mart 2009 Salı

İntikam! 382320000 Saniye Sonra Yenen Yemektir




Tarih: 26 Ocak 1997

Beşiktaş- Vanspor maçının hakemi Metin Tokat'tır. Hava berbat zemin ondan da berbattır. Tek şansınız duran top. Kazanılan serbest vuruş hakkını Sergen Yalçın kullanır. Top resimde gördüğünüz smaçla kesilir. Metin Tokat olayı görememiş ve penaltı verememiştir. Beşiktaşlı oyuncular ve idareciler hakeme kin kusar. Sabah, Futbol Zirvesi programını izliyorum, Sergen Yalçın bir kuraldan habersizce konuşurken Metin Tokat yayına bağlandı. Ekranda ismini görünce 12 yıllık o olay aklıma geldi ve pes dedim. Buyrun...

Related Posts with Thumbnails