19 Ağustos 2011 Cuma

70 Yapar

Azap maçından hoş bir saflık çıkacağını bilemezdim. Maça 19 numara ile başlayan Walters, Thun savunmasından Schindelholz'un dirsek darbesiyle sakatlanır. Başı sarılır. O sırada kamera başka tarafa yönelir. Maça başlanır. İleri uçta Jones'un çıkmasından sonra tek başına cebbeleşen forvetin arkasında 51 numarayı görünce maçı yayınlayan tv'ye H.U. çekilir. Akla 2 dakika sonra "Ulan yedeklerde 51 yoktu ki" çarpar. Maç devam eder 5 dakika sonra Walter hala sahadadır. TV'den özür dilenir. Ancak yeni formasının arkasında kanlı formasındaki gibi herhangi isim yazmaz ve koskoca bir 51 numara gözükür. Maçın son dakikasında Thun kalecisi Da Costa atılır. Baş rolde Walters vardır. Thun'un değişiklik  hakkı kalmadığı için kaleye sol açığı Stephan Andrist geçer ve ilk pozisyonda Walters sol açıkla karşı karşıya kaldığı pozisyonda Andrist'e takılır. Zaman geçer Walters zaman geçirmeye çalışır ve kendisine sarı kart gösterilir. Tv kanalı 19 numaralı oyuncuyu 51 numara diye yazar. Özür geri alınır. Hakem ne yazmış o merak edilir.  





18 Ağustos 2011 Perşembe

Nejat Biyediç

Daha iyisini yapmak isterdim lakin elimden bu kadarı geliyor. Sedat Balkanlı, Mususi, sen...Umalım ki takımı hiç toplayamayın...

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Leonardo Neoren Franco’nun Yarattığı Devasa Para Trafiği



Leo Franco’nun yarattığı para trafiği ilgi çekici boyuta ulaştı 2011 yılında. Olayların gerçekleşmesi için 34 sene evvel haddinden fazla ilgi görmüş bir kalecinin doğması gerekiyordu ve performansını stabil halde tutamaması sonucu ekonomi ateşini Avrolarla harladı. Toplama yaptığımızda tarihin en pahalı kalecisine ne kadar yaklaştığına bakalım. Doğal olarak performansının yerlerde sürünmesinden dolayı takımın gişe vb gelirlerinden mahrum kalmasını hesaplamadım, hesaplayamam da lakin bonservis ücretleri üzerinden gideceğim.

2 yıl evvel Madrid’den ayrıldığında Madrid’in kırmızı tarafı kara kara mı düşündü? Cevabı verirken kafamın geriye ne kadar esnediğini görmeni ve beni aşağılamanı isterdim Erkan Yolaç. David de Gea Casillas’ın ilk yıllarından bile daha iyi oynayarak Ferguson’a van der Sar’ın ömrünü kaplan otu ile uzatmasının ardından nefes gibi geldi. Leo Franco’nun buradan yarattığı pazar 20 milyon Avro.

Galatasaray’a gelir. Taffarel görmüş takım beğenmez kendisini ve Selçuk’un Kadıköy’den attığı golle bileti kesilir. Neyse ki Zapata’ya bonservis ödenmez 2011’de ama kendisi de zaten istenmediği yerde durmaz ve Fernando Muslera ile anlaşılır. Muslera için 6.75 milyon Avro ödenir Wanderers Montevideo'ya. Daha kesinleşmese de bonusu maalesef Lorik Cana’dır. Biz bunu da hesaba katarsak 11.75 milyon Avro elde ediyoruz.

Ve son olarak  halen formasını giydiği Real Zaragoza 8.6 milyon harcayarak Tabzonspor’un elemedeki rakibi Benfica’dan Roberto Jimenez’i transfer ediyor.

Sonuç 40.35 milyon Franco; hepsinin üzerinde de onun resmi var...


2.8.11'e dek 15 Milyon Avro ve Üzerinde Kar Eden Takımlar

Ülke futbolu üretim konusunda sınıfta kaldığından başlığın tınısı beynimizde imge oluşturmuyor. Kalitatif bakışı kantitatif araştırmalara yeğ tuttuğumuz için bilançonun pasif kısmında kağıt dibine kadar kalemi oynatabiliyoruz. Aktifler kısmında ise “hayırlı” bir evlat bulursak veya şans eseri kulübün kapısını bir futbolcu çalarsa ancak o zaman mürekkep lekesi bırakabiliyor. Oyunculardan, oyuncu ajanlarından, yetersiz oyuncu izcilerinden ve en önemlisi yönetim kademesinden yuvarlanan sorunlar gümrük kapılarına yığılarak geçip gitmenizi engelliyor.
Yönetim kademesinde ise teknik adamalar ve başkan faktörleri ön plana çıkıyor. Teknik direktör şampiyonluğa kestirme yollar ararken çoğu bir taksiciden farksız olabiliyor. Burada ise tersine bir intikam söz konusu oluyor genelde. Yerli teknik adamlar abartılı rakamlarla oyuncu istemezken onun sıcacık bıraktığı koltuğa yabancı bir teknik adam oturduğunda sizi kısa yollarla bir yere gitmek maksadıyla kandırıp arka koltuktaki yerli yöneticilerimizden haksız kazanç elde edebiliyor. 2 Ağustos 2011'e kadar 15 milyon Avro ve üzeri kar eden takımlar da bize hayali bir kahraman gibi geliyor...


Udinese 52.8 milyon Avro
Alexis Sanchez için Barcelona’dan 26, Göhan İnler için Napoli’den 17.5, Christian Zapata için Villarreal’den 7.5 ve Simone Pepe için Juventus’tan 7.5 milyon Avro kazandılar. Diğer futbolculardan ise bunlara oranla daha ufak meblağlar kazanarak kafamıza bir şeyleri sokmaya çabalıyorlar.

Genoa 17.5 milyon Avro
Satışlarından elde ettikleri gelirlerinin yüzde 60’ı Milan’dan gelirken alışlarda da 8 milyon Avro’yu Milan’a postalamışlar. Domenico Criscito’yu Zenit’e 11 milyona satarak en pahalı kalemleri olmuştur.

Schalke 04 19.4 milyon Avro
Karının yüzde 90’ını über kaleci Manuel Neuer’i Bayern’e postalayarak kazandı. Bayen 22 verse de Kahn’dan sonra içine düştükleri kuyudan kendilerini çıkarabilecek tek ismi transfer etti. Bu transfer domestik sayıldığı için sadece kulübe faydası olmaktadır. Ülkeye ekstradan para girmemiştir.

Aston Villa 26.5 milyon Avro
Ashley Young’ı Manchester United’a 18’den Liverpool’a ise Stewart Downing’i 22’ye bırakan kulüp bir çok oyuncusunun da ayrılmasıyla da şimdilik maaşlarda b ir azaltmaya gitti. Charles N’Zogbia ve Shay Given’ı transfer etmelerine rağmen Premier League’de bu alandaki en yakın rakibi Blackburn Rovers’a 7 milyonluk bir fark attı…

Blackburn Rovers 19.7 milyon Avro
Blackburn’de iç piyasaya çalışan ve elleriyle büyüttüğü Phil Jones’u Manchester United’a 19.3 milyon avrodan sundu. Frank Fielding’i de listeye eklediğimizde Schalke’yi geçtiler.

ASSE 21.7 milyon Avro
Fransız kulüpleri bu sene iç pazara ve de onun özelinde PSG’ye çalıştı. ASSE de Blaise Matuidi’yi PSG’ye 10, Dimtri Payet’i Lille’e 10, Emmanuel Riviere’yi Toulouse’a 6’dan bırakırken ihracatta Kevin Mirallas’ın Olympiakos’a transferinden 2.5 milyon Avro kazanmıştır.

Atletico Madirid 57.0 milyon Avro
La Liga’da ise bu yılın ustası kendileri ve bu ustalıklarını Galatasaray’ın forvet ihtiyacıyla rahatlıkla da arttırabilirler. David de Gea ve Kun Agüero’yu palazlandırıp Britanya listelerini alt üst ettiler. Bu işlem hacmine 11 milyon harcamalarına rağmen ulaştılar.

Getafe 15.4 milyon Avro
Real Madrid, Malaga ve Valencia’nın eksilerde gezdiği bir ligin kar sıralamasında ikinci sırada yer alıyorlar. Boateng 4.9’a Dnipro’ya, Manu del Moral 4.5’a Sevilla’ya, Juan Ablin 3’a Espanyol’a ve Dani Parejo 6 milyon Avro’ya Valencia’ya transfer oldular.

Villarreal 15.0 milyon Avro
İç piyasada Malaga’nın agresif davranmasından fayda sağlayan takımların başında geliyor. Santi Cazorla tam 21 milyon Avro’ya artık Malagalı, Santi iyi oyuncular arasında yer alsa da 2 ve 1 rakamını bulmak sadece şans oyunlarıyla ilişkilendirilebilir. Bunun dışında geçen sezon ortasında Bursaspor’a gelen Jozy Altidore deprem korkusuyla* Hollanda’ya transfer olmuştur.


Kaynak olarak transfermarkt.de adresindeki veriler kullanılmıştır. Hala oyuncuların ücretlerinin garip şekilde belirlenmesine karşı olsam da gerçek bilgilerin de toparlandığı bir site olduğunu inkar etmek aptallık olur. Daha iyisi yapılana kadar en iyisi transfermarkt.de (bana bunu yazdırdılar ya helal olsun kendilerine)

*Berbat oynadı deprem bahane...

30 Temmuz 2011 Cumartesi

DK 2014 Avrupa Grupları ve Güncel FIFA Sıralamasına Göre Zorluk Dereceleri



Ortada yer alan ilk sayı ilk 5 takıma ait değerlerdir. / sonraki ikinci sayı ise altı takımın güncel sıralarının toplamıdır.

2014 Kura Çekimi ve Kıtalararası Bakış

Avrupa
Kıt'adaki 53 takım da kura çekilişine katılıyor. Maçlar 7 Eylül 2012 ila 15 Ekim 2013’de oynanacak. Grup birincileri doğrudan katılırken, en iyi sekiz grup ikincisi play-off oynayacak. Siyasi krizlerden dolayı Azerbaycan ve Ermenistan, Rusya ile de Gürcistan aynı grupta yer alamayacak. Avrupa kıtasından toplamda 13 takım Brezilya yolcusu olacak. Takımlar Temmuz ayındaki FIFA sıralamasında göre altı kategoriye ayrıldı. Son kategori hariç her birinde dokuz takım var. Sonuncusunda ise en düşük puanlı sekiz takım yer almaktadır.
Altıncı kategorideki takımlar son grup olan Gup I’ya yerleşemiyor. Kura çekimi altıncı kategorideki takımların olduğu yerden başlayıp birinci kategoride sonlanmaktadır.
Play-off maçları 15-19 Kasım 2013’de oynanacak.
Asya 

Kıtaya 4+0.5 hak tanınmıştır. Asya bölgesinde 46 üye takımın 43 tanesi iştirak etti; 1. ve 2. turların sonunda geriye 20 takım kaldı. Ve bu 20 takım üçüncü turu oynadıktan sonra dördüncü turda üçüncü turda olduğu gibi tekrardan gruplara ayrılacak. Dördüncü turda beşerli iki grup olacak. Gruplarını ilk iki sırada bitiren takımlar Brezilya’ya doğrudan gidecek. Beşinci turda gruplarını üçüncü bitiren takımlar kıta play-off unda karşılaşacak. Kazanan takım kıtalararası play-off oynamaya hak kazanacak.
Bugün ise üçüncü turun kura çekimi yapılacak.


Afrika
Afrika’dan 53 üye ülkenin 52 tanesi Brezilya 2014 şansını kovalayacak ve beş tanesi Güney Amerika yolcusu olacak. Elemeler üç tur üzerinden oynanacak; bugün birinci ve ikinci turun kura çekimi yapılacak. Birinci turda 24 ülke iki maç üzerinden karşılaşacaklar ve seriyi kazananlar ikinci turda 29. sıradan itibaren yerlerini FIFA sıralamasına göre alacaklar.

İkinci tur için gerçekleşecek kura çekiminde her bir kategoride onar takım yer alacak. İkinci tur için yer alacak 28 takımın kategorileri bellidir. Buna göre

Toplamda 40 ülke ikinci tur için mücadele edecek ve dörderli 10 grup oluşturacak ve grubu lider tamamlayan 10 takım 3. tura yükselecek.

Üçüncü tur ise play-off 'a sahne olacak. 11-15 Ekim 2013 ve 15-19 Kasım 2013 tarihlerinde iki maç üzerinden oynanacak ve galip takımlar Brezilya'ya gidecekler.

Okyanusya Bölgesi
Okyanusya bölgesine ise tanınan kota 0.5. 11 üye ülkenin on biri de katılıyor. Kıta sıralamasında son 4 sıradaki Amerikan Samoa, Cook Adaları, Samoa ve Tonga birinci turu oynayacak. 21-26 Kasım 2011’de Samoa’da oynanacak maçlarda grubu lider bitiren takım, ilk yedi takımla birleşip toplamda sekiz takım olarak ikinci tura başlayacaklar.
İkinci tur 1-12 Haziran 2012 tarihinde lig usulü turnuva olarak Fiji’de gerçekleşecek. Yarı finale çıkan takımlar üçüncü tura yükselecekler. İkinci turda dörder takımlı iki kategori yer alacak.
İkinci turdaki kategoriler şunlardır:




Buna göre kura çekimine 2. kategoriden başlanacak. Birinci ve üçüncü çekilen takım A grubuna, ikinci ve dördüncü sırada çekilen takım ise B grubuna gidecek. Sonra birinci kategoriye geçilecek yine bir ve üç a grubuna, iki ve dört ise B grubuna gidecekler.

Üçüncü tur ise 7 Eylül 2012-26 Mart 2013 arasında oynanacak. İç ve dış saha maçları olacak grubu lider bitiren takım kıtalararası play-off oynayacak.

Kuzey, Orta Amerika ve Karayip Bölgesi
35 üye ülkenin otuz beşi de katılıyor. Kota 3.5.

Birinci tur bölge sıralamasında en kötü 10 takımın birbirleriyle oynadıkları iç ve dış saha maçlarıyla tamamlandı. 5 seriden galip çıkan 5 ülke ikinci tura yükseldi. Bunlar Belize, Dominik Cumhuriyeti, US Virjin Adaları, Saint Lucia ve Bahamalar. Bu beş takım ikinci turun kura çekiminde on kategoride kendilerine son kategoride yer buluyor. İkinci turda takımlar dörderli 6 gruba ayrılacak. Gruplarını lider tamamlayanlar üçüncü tura yükselecekler. Maçlar 2 Eylül’den 15 Kasım 2011’e kadar sürecek. Kura çekimine en son kategoriden başlanacak. Kategoriler şunlardır:

Üçüncü tura ABD(1), Meksika(1), Honduras(1), Jamaika(2), Kostarika(2), Küba(2) otomatikman kalıyorlar. İkinci turdan gelen takımlarsa üçüncü kategoriyi oluşturuyor. 3 gup oluşacak ve kura çekimine üçüncü kategoriden başlanacak. İlk takım A’ya gidecek şekilde kura çekiminde grupların yerleşmesinde alfabetik sistem uygulanacak.

Dördüncü tura ise gruplarını ilk iki sırada bitiren takımlar katılacak. 6 takımlı bir grup oluşturacaklar. Grubu ilk 3 sırada bitiren takımlar direkt katılırken dördüncü sıradaki ülke kıtalararası play-off oynayacak.


Güney Amerika
Güney Amerika’da üye ülke sayısı 10. Brezilya turnuvayı düzenlediğinden dokuz takım arasında bir rekabet yaşanacak. 9 takımın kotası 4.5 ve ülke sayısına oranladığımızda en azından kıtanın yarısı temsil edilecek. Tantanası en az olan sistem Güney Amerika’da. 9 takımı bir gruba koyuyorlar ve 16 maç sonunda (7 Ekim 2011 ila 15 Ekim 2013) ilk 4 takım Brezilya’ya yürüyerek gidebilecek iken beşinci takım kıtalararası play-off oynayacak. Fikstür belli olduğundan Venezuela gider gibi…



 Bu arada adet yerine bulsun diye beklentimiz bu gruptur...

Yazının az da olsa formal olması için fazlaca -cek -cak kullandım; biliyorum...



14 Temmuz 2011 Perşembe

Filler tepişirken yeşil çimlerin ezilmesine izin verme

İster öyle ister böyle, ülkenin son anlarda adil düzene doğru kaydığını sananlardan biri değilim. Herkesin ajandasındakileri sayısı sayısına yerine getirdiği bir ortamda, MB’yi Ergenekon ve Balyoz davalarında yerin dibine sokan topluluğun bile, her nasılsa birden doğrudur ağabeycim şeklinde, palazlanmasını aklımın ve vicdanımın herhangi bir noktasına değdirdiğimde enerji alamıyorum. Aslında değişimin nasıl gerçekleştiğine bir sonraki paragrafta değineceğim. Yukarıdaki davaların tümünün yanlış olduğuna inanmam da bu ülkede pembe perdelerin arkasında yaşadığım anlamına gelir. Artık davaların esas çerçevesini bir akıllının kuyuya kendi ışığını yok edecek çakmak taşlarıyla birlikte gerçekten suçlu granitleri vb. de atması oluşturmaktadır.
MB’nin eskiden, askerlerin çıkardığı Maya’da çalıştığını kaçınız biliyor. Bu durumun farkında olan güruh veya MB’nin tahtının en azından kolçağına oturmak isteyenler artık yeni belgeciler olarak görev yapmaya başlamıştır. İnandırıcılık seviyesi Kadıköy ve Beşiktaş ilçelerinde yerlerde olan birinin dillendireceği şeylerin umursanmama riskini göze alamazlardı ve bu sayede akımı birçok kola verdiler. Elektrik devresinde önceleri seri bağlama taktiği uygulayanlar ampulün taca çıktığını görünce artık paralel devre kurmak zorunda kaldıklarını anladılar. Devredeki bir ampulde hata olduğunda bile diğer ampuller yanmaya devam edecekti. Bu sebepten ötürü MB’nin yanında yeni yüzlere ihtiyaç vardı. Her birine yapbozun ayrı parçaları düşmüyor muydu? Suçlananlardan bazılarının serbest kalmalarının ardından o koldaki ampulün işlemez olduğunu görmedik mi? MB artık simge olarak kullanılıyor. O kuyudan çıkarılmış koskoca bir taş MB ve her zaman olay mahalline fırlatılır. Bize hissettirilen şey ise bakalım o taşın altından neler çıkacak…
Yukarıdakileri okuma zahmetine katlandığın için teşekkür ederim ama daha ortasındayız Her ne kadar Beşiktaş adına kendimi konuşmak yetkisinde görmesem de Süleyman Seba’nın ardından çok temiz olmadığımızı düşünüyorum. Süleyman Seba çağı öncesi hakkında ise canlı olarak yaşayamadığım için pek yorum yapamayacağım. Yok dememiz de var dememiz de faraziyedir.
Habertürk’te malum eşkâl resmi yayınlanana kadar ben de davanın futbol içi bir süreç olduğunu düşünenlerdendim. Zaten ezelden beri yalamakta beis görmeyen insanların dönüşümünden sonra yazdığımız reçeteye eklemeler de bu süreçten sonra gerçekleşmiştir. Böyle bir resmin genişçe yayınlandığı sadece terör örgütlerinin en üst düzeyindeki insanlar yakalandığında görülmüştür. Aziz Yıldırım’ın suçlu olmasına inanmak veya inanmamaktan başka bir şey söz konusudur. Amaç hep diğerinin gözünde bir başkasını küçük düşürmektir. Futbol gibi renk cepheleşmesinin güçlü olduğu bir ortamda ise bu anlaşılır bir şeydir. Yalnızca buradaki cepheleşmeler kulüpler arasında değil kulüp içlerinde gerçekleştirilmek istenmektedir. Bu da tuvale önce sarı, sonra bordo, sonrasında beyaz renklerin sürülmesinden gerçekleşmektedir. Beşiktaş’ın da bu işe ekleneceğini bildiğimden herhangi bir şekilde görüş belirtmedim ama iş dün gece netleşince de yazmak kaçınılmaz oldu.
Şimdi hükümetten öncelikle ceza hukuku vd. dersleri ilköğretim seviyesinde zorunlu olarak okutmasını istemek en doğal hakkım oluyor. Trafik dersini falan koymak zaten ülkede abes, ancak alkollü araç kullandığında kaç yıl yatacağını öğretirsen o velede, büyüdüğünde belki zil zurna direksiyon başına geçmez. Zaten malum olaylardan sonra hukuk âlimlerimiz de dava dışı topçularımızın da hepsinde korku açmaya yetecektir. Dava neredeyse bütün toplumu ilgilendirdiğinden canlı olarak TRT’nin herhangi kanalından yayınlanması gerekmektedir ama her şeyi birbirine karıştırılmaz deme. Sen sporla siyasetin ayrı gittiğini düşünen arkadaşım neden TRTSpor kanalı aynı zamanda Meclis TV. Frakla yüzen veya koşan birini gördün mü? Alakasız gözükse bile bunu eloğluna nasıl anlatabilirsin.
Olayın kurgulanmış olacağı veya kurgulanmamış olacağı da muamma! ama kurgulayacak biri varsa da ellerine koz vermek için çok uğraştıkları belli. Beşiktaş cephesinde sadece transfer vaadiyle kandırmak, Emenike olayıyla benzerlikler göstermiyor değil. Emenike olayından farkı İbrahim ve İskender’in tam performansla sahada yer almasıdır. Bu görüşme doğruysa etiksizliğin önde gidenidir ve de şike olarak algılanmasa da cezasız kalması beklenemez. Trabzonspor ve Fenerbahçe cephesine hiç girmeyeceğim. Ancak işin Galatasaray tarafını es geçmem söz konusu değil. Bu olaylar ilk patladığında sayıları bir elin parmağını geçmeyen Galatasaraylı arkadaşların Fenerbahçe’siz bir ligin keyfinin çıkmayacağını söylemelerinin ardından kendilerinin de temizci gruba dâhil olmalarını anlamlandıramıyorum. 10 gün önce FB, BJK, TS ceza alıp da GS pak takım olursa yüzyılın ironisi bu olur demiştim. Gidişat onu gösteriyor ama emin olun bu kurgunun ilk sırasında evvela siz varsınız. En ufak hatanızda üzerinize çullanacak bir kötü topluluk var. Yalnız Ünal Aysal’ın her şeyin bir an evvel çözüme kavuşması için yaptığı çağrıyı doğru buluyorum. Düşeceksek düşeriz…
Şimdi bir de adaletin kestiği parmak acımaz tabirini kullanıp, kadeh yudumlarken idama karşı duran kafasız amcalara nasihat olsun; oralarda böyle şey olduğundan tek motto ”Topunuzu keserim ha”…Futbolu öldürmeyin la!

13 Temmuz 2011 Çarşamba

TFF Bu Ne Rezalet!

Az evvel siteye girdim ama kurumları bağlamaz değil mi?
Related Posts with Thumbnails