28 Eylül 2010 Salı

Se....

Uyku borcumu
ödedim
çoban yıldızına
dün gece
mesaiye kalıp
koyunlarıma bakınca

2006-Lele

25 Eylül 2010 Cumartesi

Mustafa Denizli Show "3"

video

Özdilek Sarmasın Bugün!


Haber İsmail Er imzalı. Beşiktaşlılar duş sonrası havlusuz kalmışlar ki o anın komikliğini düşünemiyorum bile. Olayın nedeni ise malzemeciler ve masörlerin havluları kimin taşıyacağı konusunda münakaşa etmesiymiş. İnat sonucunda da bu garip durum gerçekleşmiş. Miş miş... Eğer doğruysa böyle s..... bo.... haber Mehmet Özdilek'ten korkarım ben...

Fi Tarihinden "Welcome to Fiyapı İnönü Stadyumu'na"

Bahis firmasıyla anlaşırken Yıldırım Demirören sarf ettiği "Camialar ve taraftarlar sponsorlara sahip çıkmalı. Biz kulüpler başarıya endeksli hareket ettiğimize göre imkanlarımızı yaratan sponsorlara destek olmayı her taraftarın birinci vazifesi olarak görüyorum" sözlerinden sonra bekliyordum böyle bir şey. Gerçekleşir mi gerçekleşmez mi zaman gösterir.
Dolmabahçe
İnönü
Mithatpaşa
Fiyapı İnönü Stadyumu

Daha gelir merak etmeyin!

Aman Schuster Görmesin


Kutudaki Eti'yi görünce şaşırdım. Yeşil-beyazlıların daha sezon başında göğüs reklamı için Ülker ile konuştukları söylendi. Görüntüler Bursaspor soyunma odasından olsa sittin sene alamazlardı reklam ama kare Bucaspor soyunma odasından. Muz spocuların geleneksel yiyeceğidir de menüde Schuster'in yasakladığı söylenen şeyler de var. Geçen sene, Daum da şeker yasaklamıştı. Bucaspor'un dişçisi olmak istemezdim.

Not:İnsan araya tuzlu bir şeyler koyar. Futbolculuk gerçekten zor!
Not2:İki takım nezdinde tüm reklamsız takımlar bir firmayla anlaşana kadar neden yardım kuruluşlarını tanıtmazlar.

23 Eylül 2010 Perşembe

BlogSpor 23.09.2010

video

Heberler

video

Video=Tutar mı bilemem. Kendiniz karar verin. 2.gün

Yanlış Söylem 6:"Tanju - Gerson gol sevinci aslında ..."


Bu sefer çuvaldız kendimedir de. İnsan geçmişe dair bir inandırılmışlık duygusuna kapılıyor. Ne yaparsa yapsın değiştiremiyorsunuz. İşte Tanju ile Gerson arasındaki gol sevincinin aslında daha evvelden yapıldığını görünce pek iyi şeyler hissetmedim. Milliyet arşivinde gezinirken gördüğüm bir fotoğraf başımdan kaynar sular döktü. Artık hatıraları silme zamanı gelmiştir. Gerson ile özdeşleştirmişimdir bu sevinci. Kendisinin bulduğuna inamışımdır. Hatta evlatlarının şöyle bir fotoğrafı da var. Kendilerini babalarına benzetmişler.

İşte aşağıda gördüğünüz resimdir anılarıma format çeken. Mustafa Yücedağ ile Tanju'nun gol sevincinin bulunduğu resmin tarihi 1990; Gerson'un Türkiye'ye gelişi ise 1991. Buyrun cenaze namazına. Tanju bu sevinci kendi bulmuş mudur? Orası hiç mühim değil. Mühim olan zihnimizin yanılgısıdır. Yanılgı içinde olan tek ben değilim. Milyonlar var, adım gibi biliyorum.  :)

Bu pozisyona da üzülebilirdin...

video
LGDS'daki bu görüntüye nasıl bir sakatlık yol açtı merak ediyorum. Julio Sergio'nun pozisyonunu özetlerde bulamadım. Ama şu penaltı kararına da ağlayabillir insan...

20 Eylül 2010 Pazartesi

Kramer vs Kramer


Konu Beşiktaş olunca garip bir büyü bu. Daha iki gün olmadı şunu koyalı ve adam ilk kez sağ bek çıktı. Entropi bu olsa gerek...

19 Eylül 2010 Pazar

Altmıştan Sonra Azan Adem Sarı


İncelenmesi gereken bir adam, dün yine doksan artılarda golünü bıraktı Sivasspor'a. Ole Gunnar Solskjaer'in kral olduğu yerde kendisine muhakkak küçük bir prenslik bahşedilir. Altmış dördüncü dakikadan evvel atılmış golü yok. Toplamda 9 golü var. Fenerbahçe'yi yenerlerken iki gol atmış. Getirisi üç puan. Manisa'ya bir gol atmış getirisi iki puan. Antalyaspor'a bir gol atmış getirisi üç puan. Diyarbakırspor'a iki gol atmış getirisi iki puan. Dün Sivasspor'a attı getirisi bir puan...
Toplamda 11 puan kazandırmış takımına ve ligde sadece 5 maçta ilk 11 görmüş...

18 Eylül 2010 Cumartesi

"Gözlüklerini bir tarafına sokarım"


Vatan gazetesinde gördüğüm bir haber. Doğruysa tam bir rezalet...

Hakan Şükür: "Seks Normal"


Hakan Şükür... Futbolu, golleri, evliliği, İtalya'ya transferi, Galatasaray'a dönüşü, Milli Takım'daki başarısı ve Galatasaraylılığı ile her an gazete manşetlerinde dolaşan bir süper star.
Hakan hakkında çok kişi çok şey söyledi, çok şey yazdı. İtalya'ya gidişini, dönüşünü, evliliğini, ayrılmasını eleştirenler, akıl verenler, ağır ithamlarda bulunanlar oldu.
Tribünlerdeki rakip taraftarlar Torinolu Şaban yakıştırması yaptı. Galatasaray'ın başarısız olduğu dönemlerde takımdaki bölücülerden biri, Saffet ve Kubilay'ın anlaşamadığı kişi olduğu iddia edildi.
Ama Hakan bu eleştiriler yapılırken futbolunu oynamaya, Milli Takım'da ve Galatasaray'da gollerini atmaya devam etti. 24 yaşındaki bir insanın kolay kolay yaşayamayacağı olayları 1 yıla sığdıran Hakan ile yaşantısındaki gerçekleri öğrenmek için Florya'daki Metin Oktay Теsisleri'nde konuştuk.
Amacımız özel yaşamındaki olaylardan çok futboluyla ilgili sorular sormaktı. Ancak anladık ki, Наkan'ın özel yaşamı futbol, futbolu da özel yaşamı olmuş...
-Yaşadığın bütün sorunlara karşın 22 maçta 15 gol atma başarısını gösterdin. Galatasaray'da bu sezonki performansını nasıl değerlendiriyorsun?
"Son 1 yılda tahmin edemeyeceğim olaylar yaşadım. İyi ve kötü günlerim oldu. Çok kişi hakkımda çok şey söyledi. Ancak kendimi başarılı olarak görüyorum. 22 maçta 15 gol atmışsam, ligin en çok gol atan adamının 20 golü varsa başarılıyım demektir. Ayrıca gol atmaktan çok mücadele etmeyi seven bir futbol yapım var."
-Torino'ya transferin büyük yankı uyandırdı. Yurt dışında oynamak nasıl bir duyguydu ve İtalya'daki günlerini nasıl değerlendiriyorsun?
Torino'ya gidiş şeklim yanlıştı. İstemediğim ve benim dışımda gelişen bir transferdi. Sezon bitmişti. Herkes malzeme arıyordu. Bu olayın günlerce sürmesi medyanın işine geldi. Kısacası beni kullandılar. Ancak İtalya'ya transferim kesinleşince herkes methiyeler yazmaya başladı. Türk boğası dendi, büyük golcü dendi. İtalya'da yazılanlar burada, burada yazılanlar İtalya'da abartıldı. Üstümde büyük bir ağırlık oluşturuldu. Büyük beklentiler içine sokuldum. Yine de başarısız olduğumu kabul etmiyorum. 5 maçta 1 gol attım. Ama her maçta çok çalıştım ve alkış aldım."
-Türkiye'de, 'Hakan Torino’da oynayamadı' imajı yaratıldı.
"Basındaki yazıların çoğu kasıtlıydı. Beni orada seyreden kişiler Turgay Şeren ve Can Bartu'ydu. Onlar da ilk maçımı seyrettiler. Onun dışında herkes 15 saniyelik televizyon görüntüleriyle konuştu. Tribünlerde sizin adınıza şarkılar bestelenmesi, maçtan önce ve sonra size tezahüratlar yapılması olağanüstü güzel şeyler. Ben bunları 5 maçta da yaşadım. Ama Torino bana uygun bir takım değildi. 10 kişi savunma yapıyordu. Bu yüzden yapabileceğim her şeyi yapamadım."
-İtalya'daki sıkıntıların nelerdi?
" Yabancı bir ülkede yaşamak oldukça zor. Makarnadan başka yiyecek yok gibiydi. Bu yüzden 7 kilo verdim. Maçlara çıkarken gerçek gücümde değildim. Takım içindeki yapı da ilginçti. 4 yıllık sözleşmem olduğu ve başkanın bana sürekli gol atman önemli değil dediği halde, basında Galatasaray'a döneceğim yazıldı. Rizzitelli'nin gol başına 10 bin mark aldığı, 10 kişinin savunma oynadığı ve şu anda düşme hattında bulunan bir takımda çok başarılı olamazdım. Ayrıca özel yaşamımdaki bir takım olaylar da performansımı etkiledi. Bütün bunlara basının saçma yazıları eklendi ve zorla gittiğim İtalya'dan bu kez zorla döndürüldüm."
-Basının ne gibi yanlışları oldu?
Türkiye'de bir gazetede Hakan bütün İtalya’yı Müslüman yapmaya gidiyor diye yazı çıktı. Ertesi gün Torino kulübünün telefon ve fakslan susmadı. Hıristiyan birlikleri beni protesto ettiler. Başkan zor durumda kaldı. Ben Müslüman’ım, bununla da gurur duyarım ama diğer dinlere de saygım var. Hâlbuki onlar beni düşman haline gelirdi."
-Türkiye'ye dönüşünde rakip tribünler seni pek hoş karşılamadı.
"Bana Torinolu Şaban demelerine pek kızmıyorum. Demek ki ben başarılı bir futbolcuyum ki. beni yıpratmaya çalışıyorlar. Böyle bir tezahüratta neden kızayım? Öyle olmadığımı biliyorum. Beni üzen, Fenerbahçe Stadı’ndaki "Türkiye seninle rezil oluyor" şeklindeki tezahürat oldu. Ben bu ülkenin 40 yıl sonra finallere kalması için canla başla savaşan insanlardan biri olduğum için üzüldüm."
-Avrupa'ya tekrar gitmeyi düşünüyor musun?
"Evet. Ama bu kez transferimden kimsenin haberi olmayacak. Şu an kulübe 3 teklif gelmiş durumda. Galatasaray ile 2 yıllık daha sözleşmem olduğu için benden çok kulübümün kararı önemli. Ama Avrupa'ya gidersem, bir ara ortadan kaybolurum. Sonra yeni takımımın sezon açılışına katılırım. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali. Aşırı ilginin bir futbolcunun başarısını nasıl azaltacağını yaşadım çünkü."
-Türkiye'den teklif alıyor musun?
“Sürekli. İstanbulspor 150 milyar teklif etti. Galatasaray'dan ayrılırsam oynayacağım tek takım Bursaspor dur. Gerek tesisleri, gerek yönetim anlayışı, gerek taraftar potansiyeli, gerekse şehir yapısı olarak bir profesyonel futbolcunun aradığı bütün her şey Bursa'da var."
-2 yıl önce Fenerbahçe ile görüşmüştün.
"Sakaryaspor'dayken Fenerbahçe beni istemişti. İnegöllü Cafer ile birlikte 1 hafta Aden Otel'de kaldım. Ancak amatör olduğum için takımımın izni gerekiyordu. Bu yüzden Bursa'ya gittim. 2 yıl önceki olay gerçekleşip Fenerbahçe'ye gitseydim, çıkar futbolumu oynardım. Ancak içimdeki Galatasaray sevgisini hiç kimse silemezdi. İtalya'dan dönüşüm söz konusu olunca Fenerbahçeli yöneticiler beni arayıp transfer teklif eltiler. Yurda dönünce bizim Hakan gibi çok adamımız var dediler."
-Galatasaray ile anlaşman nasıl?
"Maç başına anlaştım. Ama sakatsam asla çıkıp oynamam. Para kazanmak uğruna takımımın başarısız olmasını düşünemem. Ben futbolu seviyorum, takım arkadaşlarımı seviyorum ve Galatasaray'ı seviyorum. Yönetimle transfer pazarlığı yapmam. Onlar ne düşünürse saygı gösteririm."
-Galatasaray'ın oyun sisteminden ve kendi mevkiinden memnun musun?
Futbolda sisteme inanan bir kişi değilim. Eğer futbolcularınızın gücü yerindeyse, iyi sonuç alırsınız. Antrenöre düşen disiplini sağlamak ve takımınızı güçlendirmektir. Bunu yaptığınız zaman her futbolcu her yerde oynayabilir. Oyun içinde sürekli olarak bir yerde oynamak istemem. Çoğunlukla kapalı savunmalara karşı oynuyoruz. Uzun boylu olduğum için bana büyük iş düşüyor. Bu savunmaları açmak için hava topları çok önemli. Sanırım Fenerbahçe beni bu yüzden istiyordu."
-Gol vuruşlarının biraz zayıf olduğu iddiası var.
"Ben gol vuruşlarımdan memnunum. Havadan daha iyi olmam bana atılan toplardan kaynaklanıyor. Ancak bu sezon ligde 15 golüm var. Sadece 4'ünü kafayla atmışım. Ayakla yaptığım son vuruşları daha da geliştirebilirim. Bu konuda Tanju Ağabey bana tavsiyelerde bulunmuştu. Fatih Terim de Milli Takım kamplarında gol vuruşları için beni çalıştırıyordu."
-En beğendiğin santrfor kim? "Yabancı oyunculara bakıyorum.
Bizden çok fazla artılarını görmüyorum. Onların oynadığı takımlarda koşan oyuncu sayısı daha fazla. O yüzden daha çok golü düşünüyorlar. Ertuğrul'u çok beğeniyorum. Çok kuvvetli, sürekli golü düşünüyor ve her iki ayağı ile kafasını çok iyi kullanıyor."
-Saffet ve Kubilay ile aranda sorun olduğu söylendi.
"Ben, Saffet Ağabey ve Kubilay ile çok iyi bir forvet hattı oluşturmuştuk. İyi goller atıyor, maçlar kazanıyorduk. Ancak işler kötü gidince basında asılsız haberler çıktı. Birbirimiz hakkında söylemediğimiz şeyler yazıldı. Aramızda yapay bir soğukluk oluştu. Biz de birbirimizle oturup konuşmayarak, basındaki gelişmeleri izleyerek hata yaptık."
-Fenerbahçe ile çok zorlu bir kupa finali oynadınız.
"Kupa bizim için tek hedefti. Bunu da kazandığımız için çok mutluyuz. Fenerbahçe de çok iddialıydı. Onlar da maça çok asıldılar. Ama şöyle bir şey var. Lütfen fanatizm körüklenmesin. Önemli olan saha içindeki rekabeti saha dışında dostluğa dönüştürmektir. İki takım da çok büyük. Ama sadece bir tanesi kupayı kazanabilirdi. İnsanların bunun bilincinde olması gerekir."
-İngiltere'den beklentilerin neler?
"Orada Türk futbolcusunun neler yapabileceğini sadece Avrupa'ya değil, Türkiye'deki bazı insanlara da kanıtlayacağız. Bizi izlemeye gelen yönetici ya da menajerler çok iyi bir Türk takımı görecekler."
-Özel yaşamın hakkında çok konuşuluyor. Genç bir erkek olarak nasıl bir cinsel yaşantın var?
"Önce şunu söyleyeyim. Genç bir erkeğin çeşitli ihtiyaçları vardır. Beslenmek, dinlenmek, eğlenmek ve seks. Bunlar normal şeyler. Bizim dışımızdaki ülkelerde futbolcunun cinsel yaşamı böylesine incelenmez. Eğer profesyonel bir futbolcuysanız, kendi dengenizi ve yaşantınızı ayarlamanız gerek. Hakkımda yalan yazılmasına karşıyım. Örneğin manken sevgilim falan yok. Tamamen uydurulan bir haber. Ama cinsel yaşantım tabii ki var. Bu sadece benim değil bütün insanların doğal bir gereksinimi. Ben evlenerek, düzenli ve huzurlu bir şekilde bu sorunumu çözmek istedim ama kısmet değilmiş. Peşimde birçok kız var. Ancak hem aile yapım hem de profesyonel bir futbolcu olmam nedeniyle kendimi dengelemem gerekiyor. Özel hayatımın saha içindeki performansımı etkilemesine izin vermem."
-Evliliğin hakkında çok şey söylendi. Çok konuştuğun yolunda eleştiriler yapıldı.
"24 yaşındayım. Ama çok şeyi öğrenme fırsatım oldu. Geçen gün Zerrin Özer'in bir konuşmasında çok güzel bir söz duydum. Bu benim için de geçerli. Bütün insanları seviyordum. Şimdi de seviyorum, ama insanları artık sınıflandırdım. Ben Galatasaraylı Hakan'ım. Geleceğim parlak, gücüm, kuvvetim, şöhretim var. Evliliğim ile ilgili bir şey söylediysem bu iyi niyetimden dolayıdır. Ancak artık susacağım. Bakalım sustuğu için karşı tarafı haklı görenler, şimdi benim için ne diyecekler? Yalnız şunu söylemek istiyorum. Lütfen herkes her duyduğuna inanmasın. Ben simitçisinden yöneticisine kadar herkesle konuşan bir insanım. Benimle gelip konuşabilirler. İnsanlara yukarıdan bakmam. Yaşadığım olaylardan ders almayı da bilirim. Kimin ne amaçla eleştiri yaptığını da anlayacak biriyim. Yaşadıklarımı şanssızlık olarak yorumluyorum. Bunlar her insanın başına geliyor. Ama sevdiğim için evlendim. Evliliğimin sürmesine çalıştım. Dışarıdaki sorunlarımı eve taşımadım. Karşı taraf ise çok güzel bir senaryo ile benimle oynadı. Onun için Ordu Milli Takımının kampından kaçarak Yalova'ya bile gittim. Genç. zengin ve şöhretli olduğum halde, 24 yaşında evlenmek istedim."
- Basındaki eleştirilere yorumun nedir?
"Bunu doğal karşılıyorum. Dediğim gibi popüler biri olduğu için her yaptığım olay oluyor. Ancak insanların art niyetle hareket etmeleri çirkin. Fatih Altaylı'nın kasıtlı olarak benim için sürekli ağır ithamlar kullanması, bazı insanların başarısız olmam için dua etmeleri kötü. Yoksa eleştirilmeye hazırım. Basındaki herkesi kötü olarak yorumlamıyorum. Ancak çoğu masa başında yazdıklarıyla geniş kitleleri harekete geçiriyorlar."
-Galatasaray'daki arkadaşlık ortamı nasıl?
"Şu an her şey iyi. Çünkü takım iyi gidiyor. Benim Arif ve Okan ile daha samimi gözükmem normal karşılanmalı. Çünkü onlarla şampiyonluk yaşadık. Daha sonra sürekli futbolcu gidip geldi. Eğer şampiyon kadroya 1-2 takviye yapılsaydı, bugün yine şampiyonluk şarkıları söylerdik."
-Sakal bırakmanla ilgili ilginç yorumlar yapılıyor.
"Benim politikayla ya da herhangi bir görüşle ilgim yok. Ancak herkes beni kullanmaya çalışıyor. Zaman zaman dini olaylara alet ettiler. Altobelli tipi sakal bıraktım, bazı kesimlerden nasıl öyle Bizans sakalı bırakırsın diye eleştiri aldım. Son bıraktığım sakal için de herkes tarikatçı yakıştırması yaptı. İnsanların dış görünüşü ile bu kadar fazla ilgilenmek doğru değil. İnsanların inançları ya da görünüşleri özel hayatları ile ilgilidir. Fenerbahçe'yi eleyip kupayı alınca sakallarımı keseceğimi söylemiştim. Öyle de yaptım. İnsanların yaptığım her şeyin altında bir neden aramasına anlam veremiyorum"

Spor dergisi-Altan Tanrıkulu



17 Eylül 2010 Cuma

"Allo Allo" Season 1 Episode 1

video

video

Kocaelispor'a Talibim

Video=Anlaşmayı evde yaparsak kazançlıyım.
video

Ladies League 1st - Simge Fıstıkoğlu -Beauty Omitted


Bir numara Simge Fıstıkoğlu'dur. Başlığın Türkçe'si "kadınlar ligi - güzelliği işin dışında tutmak". Güzelliğin hiçbir önemi yoktur sıralamamda. Dışarıdan bakan birinin medyanın emekçi kadınlarının bilgilerini ve işi kotarabilmelerini sıralamasıdır.

Kaptan Gemi Sağa mı Çekiyor Ne?


Dün geceki oyunu yine efsanevi. İbrahim Üzülmez ve eskittiği sağ bekler...

Dün Gece Avrupa Ligi #1


Maç özetleri bile Avrupa Ligi’nin Şampiyonlar Ligi’ne ne denli yaklaştığını gösteriyor. Barcelona’nın ve kopyacısı Arsenal’ın futbollarını dışarıda bırakırsak makasın uçları birbirine değer. Şampiyonlar Ligi’nde 16 maça karşın Avrupa Ligi’ndeki 24 maçın zevkli maç potansiyelini yüzde 50 arttırması da bunda etken olabilir.
Beşiktaş’ın “küçük” takım olarak görülmesinin nimetlerini maçlarımızın D-Smart’tan yayınlanmaması ile görüyoruz. (Belki de UEFA “açık kanalı” şart koşmuştur. Bilgim yok) Star TV ile gelen bu pası ilk yarının sonunda sızarak kullanamadım. Yataktan gol diyerek fırlamam ayrı bir komedi, golün kimin attığını bilmeden, tezahürat için tribüne yüzünü dönen taraftardan farksızdım. Onlar da maçta olanlardan bihaber, ben de…
Sabri Ugan’ın sürekli HD yayının vurgusunu yapması sahanın berbat haliyle hiçbir anlam  taşımıyor Maç Kavacık Stadı’nda oynansa pek de fark etmeyiz. Stadın ismi yanlış değilse oranın manzarası da fena değildi. Kasımpaşaspor niye Atatürk Olimpiyat Stadı’nında oynamaz. Maçları İBB ile ayrı haftalarda oynansa bile neden İnönü’de oynamaktadır. İnter ve AC Milan bile sahalarını bu kadar sık kullanmıyorlar. Bu iş fena boyutlara gidiyor. Dün de gördüğümüz üzere şut atmadan evvel topun sekmesi bile binlerce lira kaybettirebilir.
Artık sahaya bakışımız Sivok’un gelişiyle kim gidecek yönündedir. Futbolcu borsasında her maç farklı bir oyuncunun hissesi dibi görüyor. CSKA Sofya maçında da Holosko dip yapan futbolcuların başında geliyor. Kendisi sürekli Baros gibi ortada oynamak istediğini belirtse de orada da pek fark yaratamayacak. Potansiyel yeteneğini tam olarak göremediğimize inanıyorum ve Tello gibi hep cepten yemektedir. Sonları umarım benzeşmez. İnönü’deki (ikinci)Wien  maçının daha kolay olacağını düşünsem de sahanın Aralık ortasında berbatlık derecesinin artma ihtimali çok büyük bir sorundur. Beşiktaş’ın bu seneki en önemli maçı bu ay sonunda Viyana’da oynanacaktır. Bu maça beraberlik iyidir gözüyle bakmamız grup liderliğinin uzaklaşmasının yanı sıra Sofya’daki maçın üzerine stres yüklemek anlamına gelir.

.
Gecenin adamı ise A grubundan çıktı. 22 yaşındaki Letonyalı Rudnevs; Torino’da Juve’ye karşı üçleme yaptı. Aşağıda da gecenin en güzel 5 golünü ekledim. Son golünü  orada görebilirsiniz. City ise tam kadro çıkarak gelecek senelerde Şampiyonlar Ligi’nde üst torbalarda yer almak için ciddiyet göstermiştir. Jo da golüyle katkıda bulundu.
Bu sene, Young Boys maçlarını merak eden kitlenin içerisindeyim. İdeal kadrolarından uzak olsalar da Stuttgart maçından beraberlik çıkarmalarını bekliyordum. Olmadı. Cacau’nun penaltı golüyle maçtan koptular ve ikinci yarıda iki tane daha yediler. Sonuncusu Serdar Taşçı’dan geldi. Getafe de evinde yenik duruma düşse bile maçı 2-1 aldı. Odense’nin golünden sonra gol sevincine katılan oyuncular arasında Thomas Helveg’i görünce okkalı bir küfür patlattım. Adamın içine Roger Milla kaçmış…
Sporting’in Liedson’un yokluğunda Lille deplasmanından galibiyet çıkartması kendilerini 2010-11 sezonunda fırsat bulursam izleyeceğim takımlar arasına koydu. Bu hafta sonu Benfica ile maçlarını izlemek gerekiyor. Levski de Joazinho’nun muhteşem golüyle coşarak maçı 3-2 aldı.
Aris ise Selanik’te resmen bir Güney Amerika takımı kıvamında; stadı, seyircisi, oyuncularıyla. Eski Beşiktaşlı Ronaldo’yu defansta kullanıyorlar. Forvetlerinde pırpır Ruiz var Barcelona kökenli Javito ile geçen yılın şampiyonunu devirdiler. Leverkusen Helmes’in üçlemesiyle maçı 4-0 kazandı. Bu adamı Beşiktaş’ın hücum hattında görmek için her şeyimi verebilirim. Denk geldiğimde maçlarını kaçırmıyorum. Dünya Kupası’nda forma bulamadı ama öbür ay bizim karşımıza çıkar mı çıkar. Hiç belli olmaz…
D, E, F ve G gruplarında beni heyecanlandıracak sadece Villarreal vardı. Zagrep’ten çıkamadılar.
Kharkiv bu sene başında bence Avrupa’da fayda/fiyat açısından en iyi transferlerden birini gerçekleştirdi ve oyuncudan inanılmaz verim alıyor. Cleiton Xavier’den bahsediyorum. Brezilya’da özellikle asistlerde(gollerde) harika performans sergiliyordu. Umarım ülkeme gelir. PSV de herhalde rakibine bir kere şans verdi. Sonrasında fazlaca pozisyon bulsalar da Sampdoria’nın gömülmesi neticesinde sadece bir gol buldular. Aslında buldukları golde de rakibin aşırı gömülmesinin de faydasını gördüler.
Dortmund-Karpaty maçını bir yerlerden bulmak gerekiyor. Dramatik maç ancak böyle olabilir. 17 Nisan 2005 aklıma geldi maçın gidişatına baktığımızda. Nuri Şahin’in penaltısına Götze’nin iki vuruşu ve Lucas Barrios’un harika golü eklense de Dortmund’un alık defansı Karpaty’e 3 gol hediye etti. Sevilla ise ava giderken avlananlardan.Braga maçında da böylelerdi. Sıkıntı var :)
N’Gog aslında Fransa’nın Liverpool’a değil Liverpool’un Fransa Milli Takımı’na hediyesi olacaktır. Çok şey bekliyorum bu adamdan. Soğukkanlılığına fiziksel kuvvetini de eklemeye başladı. Gol vuruşları zaten yüzdeli. Napoli ise De Sanctis’e rağmen gol yemedi ve beraberlik aldı.
Porto bizim grubun lideri olacak gibi ama Q7 artık bizde…
video
Goller sırasıyla
Joazinho-Levski
Del Piero-Juventus
Rudnevs-Poznan
Barrios-Dortmund
Kerzhakov-Zenit

16 Eylül 2010 Perşembe

Son 10 Yılda Türk Takımlarıyla Avrupa'da Karşılaşmayanlar



Listeyi yaparken Avrupa'da son beş sezonda en fazla puan toplayan ilk 50 takımı esas aldım. 31 Aralık 1999 sonrası Avrupa'daki resmi karşılaşmalardır. Sıralama puanlarına göre yapılmıştır...




Logoların kaynağı: Football Logo by GaLaTaMaN

Herkes Evvelde Çaylaktı

video

Video:Mustafa Denizli ve Fuat Akdağ

13 Eylül 2010 Pazartesi

11 Eylül 2010 Cumartesi

Jimnastik Federasyonu Beşiktaş'a Karşığ


Çok safmışım, her an düzeltme umudunu gütmüşüm daha iki koyunu gütmeden. Bir de utanmadan şöyle bir şey yazmışım. Utancımız daha da artar ya. Beşiktaşmış, büyüklükmüş...Hala iki takım üzerinden gittiğini anlayamamışım. Hesaplar başkaymış. DigiTürk'ün bu olaya da karşığ çıkmaması artık suç ortaklığına götürür kendilerini. Tamam, FF güzel çalışmışsın, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda belirlemişsiniz 4. haftanın maç saatlerini, o zaman basketbol milli takımının tarih yazacağını öngörmeyebilirsiniz ama Çarşamba'dan belli değil miydi yarı finalimiz? Daha herhangi bir maç oynanmamışken ligde saati değiştirmek bu kadar mı zordu? Siz Beşiktaş ile Fenerbahçe maçlarını aynı saate koymadınız mı 3. hafta? Yine aynı saate koyulamaz mıydı? Tamam, gideceğimiz kanalın numarası 77 değildi biliyoruz. Bir numaralı kanaldan verecektiniz bizim maçları, her şeyi kabullenmiştik biz. Bir de zerresini izlemeyelim diye Beşiktaş maçının 21:30 yaparak çakıştırmazlar mı? 22:00 yapsaydın son yarım saatini izleseydik. Yok, olmaz. Beşiktaş halk takımı vur ensesine al lokmayı. Şov must devam et...
Ey paralel evrendekiler sizin basketbol şampiyonanızda Türkiye grupları 3. bitirdi ya sonra şahlandı da yarı final oynayacak, bugünkü maçı da saat 19:00'da başlayacak. Merakımdan soruyorum, FF Kayseri-Fenerbahçe maçını 19:30'da mı oynatıyor? Öyleyse oraya geliyorum, kafamın sığacağı her yerden geçerim ben, o kadarcık bir delik açın bana. Belki the day after tomorrow yarıdan azımız da gelebilir arkamdan...

8 Eylül 2010 Çarşamba

Yanlış Söylem 5:"Türkiye 4 gün arayla oynadığı maçların ikisini de kazanamıyor"


Aslında çoğunluğun yanılgısıdır bu. Türkiye Milli Futbol Takımı 4 gün ara ile oynadığı maçlarda iki maç üst üste kazanamamıştır söylemi sürer gider. Bu 4 günlük takvimler 2000’lerin sıkışmış maç trafiğiyle başlar . Bunu “Uluslar Arası” olarak da nitelendirebiliriz. 10 yıllık devirde tam 56 karşılaşma oynamışız hedefimize bir turnuvaya iştirak şartını koyarak. Bu da tam olarak 2 adet “maç çiftini” beraberinde getirmiştir. Ve ister inanın, isterseniz inanmayın bu 28 maç çiftinden sadece sıfır çektiğimiz sayı birdir. Bu durumu sağlayan ise 2010 Dünya Şampiyonası Elemeleri’ndeki rakibimiz İspanya’dır. İspanya’da da Türkiye’de de kaybetmişizdir dünyanın en iyi takımına. Geriye kalan 27 maç çiftine bakalım:




Bir mağlubiyet, bir galibiyet aldığımız maç çifti;
4
Bir mağlubiyet, bir beraberlik aldığımız maç çifti;
3
İki beraberlik aldığımız maç çifti;
2
Bir galibiyet, bir beraberlik aldığımız maç çifti;
11
İki galibiyet aldığımız maç çifti;
7
Yani yüzde 67 oranında en az 4 puan cebimizde oluyor ve 4 maç çiftinden birinde 6 puanı alıyoruz. Ezbere konuşmuyoruz…

resim:devianart

Rogerio Ceni'nin Rekorunu Tarihe Gömen Beşiktaşlı Kaleci


Sadece kırmızı çerçeveye aldığım yere bakın...



Uploaded with ImageShack.us

7 Eylül 2010 Salı

"Şenol Güneş"

video


Video=“Fatih, Trabzonspor’u sever. Ancak Beşiktaşlıdır. Bu transferi planlamamıştır, biz de düşünmemiştik. Ancak şartlar onu oraya getirmiştir. Fatih’in başarılı olmasını isterim. Ancak Beşiktaş’ın başarılı olmasını istemem"

6 Eylül 2010 Pazartesi

Futbol Pazar 05.09.2010

video

Video:Simge Fıstıkoğlu ve Halil Özer'in konukları Ceyhun Yılmaz'dı. Fatih Terim taklitleri vd. 17 dakikalık özet...

4 Eylül 2010 Cumartesi

Galatasaray Anagram Testi :"Emre Belezoğlu gerçek Galatasaraylı mı?"

Evet, kimin gerçekten Galatasaraylı olduğunu belirtecek harika bir test buldum ve sonucunda hangi şahısların bu testi geçemediğini tespit edeceğiz. Blogu takip edenler Sergen Yalçın'a ters manyel testi yaptığımızı bilirler. Şimdi de Galatasaray'da turnusol vazifesi görecek bir testi ortaya sürüyorum.

İlk delilimiz olarak Delnan Polat imzalı faksı sunalım. Buna göre gerçek yazılışı Adnan Polat olan kulüp başkanının adı ve soyadı anagramik deformasyona tabi tutularak fakstaki haliyle karşımıza çıkmaktadır. Yani anagramik deformasyona uğratmak suretiyle gerçek Galatasaraylıların orta dünyadaki elfçe adlarını öğrenebiliyoruz.

Şimdi elf, orta dünya vs. diyenler için alttaki resimde yazılanlara bakarlarsa işin ciddiyetini anlayabilirler!

İkinci delilimiz stereotype.blogspot.com'dan. Aşağıda gördüğünüz üzere Galatasaray'ın orta dünyadaki eki blub'tür. Yani anagramik deformasyona uğratılmıştır. Bu da bize bir çok şeyi kanıtlar gibi.

Zurnanın zırt dediği yere geldik işte. Dün, beni hayatımda uykuya sevkeden ilk milli maçımızın oyuncularının orta Asya bozkırlarındaki yazımlarını hep birlikte görüyoruz. Sadece gerçek Galatasaraylıların anagramik deformasyona uğradığını tüm açık zihinliler fark etmiştir umarım. Emre'nin doğru yazılacağı zaten sizi şaşırtmamıştır ama Hakan Kadir Balta'ya da yazık olacak...

3 Eylül 2010 Cuma

Yaralayan Şarkılar (2)

video

Gönüldendir şikayet, kimseden feryadımız yoktur.
Ateş kesilir geçse saba gülşenimizden
O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler
Bir ah etsem bu dünyayı viran ederim ben
O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler
Bir ah etsem bu dünyayı viran ederim ben

Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mahım
Kurbanın olam var mı benim bunda günahım
O gül endam bir al şala bürünsün yürüsün
Ucu gönlün gibi ardınca sürünsün yürüsün
O gül endam bir al şala bürünsün yürüsün
Ucu gönlün gibi ardınca sürünsün yürüsün

Neler çeker bu gönül derdim şikayet olur
Ben aşıkım sözüm de benim aşıkanedir
Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı
Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı

Nur Yoldaş

1 Eylül 2010 Çarşamba

Öngörümü Si.....!


19 ay evvel bunları yazmışım, kimseyi inandıramamıştım, Ah be Y.D. Ah be Maradona
Related Posts with Thumbnails