23 Eylül 2011 Cuma

Yanlış Söylem 8: "Hagi olmadan Terim Ligde Bir Hiç!"

Fatih Terim’e karşı olanların söylemlerinden biridir. Galatasaray’da Hagi olmasaydı Fatih Terim’in bir hiç olduğundan bahsederlerdi. Fernando Muslera’nın iki deplasman maçında “Pitbull’dan kaçan kedi ruhunun da yol açtığı hasar bu cümleleri bazılarında yeniden diriltti. Galatasaray’ın elinde sadece lig olduğu için Hagi’siz Terim’in 96-2000 arasında ligde aldığı puanlara bakalım. 

 Fatih Terim döneminde Galatasaray 29 lig maçında Hagi’den yararlanmamıştır. 

1996-97 Sezonu Hagi’nin oynamadığı maçlar Galatasaray karşı Fenerbahçe, Ankaragücü, Sarıyer ve Zeytinburnuspor. Galatasaray’ın bu maçlardaki puan tablosu 

1997-98 Sezonu Hagi’nin oynamadığı maçlar Galatasaray karşı Gençlerbirliği, Ankaragücü, Karabük ve Trabzonspor. Galatasaray’ın bu maçlardaki puan tablosu 

1998-99 Sezonu Hagi’nin oynamadığı maçlar Galatasaray karşı Adanaspor, İstanbulspor, Erzurumspor(2) ve Ankaragücü(2). Galatasaray’ın bu maçlardaki puan tablosu 

1999-00 Sezonu Hagi’nin oynamadığı maçlar Galatasaray karşı Göztepe, Erzurumspor, Gençlerbirliği, Beşiktaş, Denizlispor, Fenerbahçe, Vanspor, Gaziantepspor, Samsunspor, Adanaspor, Trabzonspor, Kocaelispor, Altay, Bursaspor(2). Galatasaray’ın bu maçlardaki puan tablosu 


Genel puan durumu

Fatih Terim'e haksızlık edilmiyor mu?

Genel puan cetvelinde 2 mağlubiyet görüyorsunuz ya…İşte onlar Galatasaraylı Fatih Terim’in takımla aldığı ilk ve son mağlubiyetlerdir. Biri meşhur 4-0’lık Fenerbahçe karşılaşması diğeri ise Altay…


Hagi'den öte bir şeyler var
Hagisizliği tartışmanın pek fayda getirmeyeceğini herkesin görmesi gerekir ve teknik adama 10 numara üzerinden laf etmek de sadece patinaj çektirir. Başka şeyleri konuşmalı. Sonuçta Fatih Terim kendi oyuncusunu kendi yaratmadıkça 4 yıllık başarısının üzerine çıkamayacak. Üst sınıf teknik adamların çoğu isimli futbolcuların yardımıyla başarılı olmanın hayallerini kuruyor. 2. kez takımın başına geçtiğinde şu andakilerden iki kademe altta yer alan oyuncuları seçmişti ve sonu kötü oldu. Bu defa elindeki oyuncuların kalitesinden kimsenin şüphesi yok ama Fatih Terim “hazır oyuncu” modeliyle nasıl başarıya ulaşabilir? Ancak ve ancak Milli Takım hocası olduğu zamanlardaki gibi her şeyi maç maç düşünecek. Kendisinin katalizör rolü olmadan forma verdiği adamlarla Avrupa'da başarı çok ama çok uzaktadır. Eğer geçmişini hatırlamak istiyorsa City deplasmanındaki Napoli’yi izlesin…Walter Gargano’yu izlesin…Kaosu izlesin… 



19 Eylül 2011 Pazartesi

Fatih Terim mi Cesar Millan mı?


İkisi de imparator ya o bakımdan...Yanlış anlamayalım...

Video:Liverpool'un Rezaletini Hesap Makinesiyle Saymak

Tottenham kaç kez üst üste pas yaptı üşüyerek saydım. Liverpool kusura bakma da "Winter is coming".

17 Eylül 2011 Cumartesi

16 Eylül 2011 Cuma

Stasis Pod'da Rövaşata

video
Bu haberin yanlış olduğuna inanmak istiyorum. Yoksa 1000 yıl uyutun beni. Yazık.

Visearch:2000'den bu yana Avrupa'da en iyi 10 takımı yenenler

2 Mart 2000, Dortmund, UEFA
2000 yılında Galatasaray UEFA kupası almaya giderken 4. turda karşısına Borussia Dortmund çıkar. Alman ekibi Avrupa'da 5 yılda topladığı puanlarla  ilk 10 takımın içinde yer alır ve 6. sıradadır. Galatasaray Hakan Şükür ve Hagi'nin golleriyle kazanır.
25 Ağustos 2000, Monaco, Süper Kupa
Galatasaray belki de kupa tarihinin en zorlu UEFA Kupası'nı almıştır.  Monaco'da rakibi Real Madrid'dir. Rakibini Super Mario Jardel'le 2-1 mağlup etmiştir. Real Madrid 4.'dür.
19 Eylül 2000, İstanbul, Şampiyonlar Ligi
Beşiktaş Rasim Kara ve Toshack döneminde kendi geçmişine göre başarılı olsa da Scala döneminde alınan 3-0'lık skor en azından iç sahada dik duracak bir takımın temellerini oluşturur. Nouma, Ahmet Dursun, Nihat, İbrahim Üzülmez ve Münch'ün kendilerini kendileriyle çarparak yarattıkları skor Beşiktaş'ın son 11 yılda gösterdiği dört sıra dışı performanstan biridir. Diğer üçü deplasmandaki Chelsea, Porto maçları ve iç sahadaki Zenit maçı...Barcelona Avrupa'da 2.'dir.
3 Nisan 2001, İstanbul, Şampiyonlar Ligi
4. Real Madrid'i 1 yıl içinde ikinci kez mağlup ediyor. Galatasaray, Real Madrid'in 2 defansif adamından gol yerken kendi hücumcuları maçı yenilgiden galibiyete döndürüyor.




11 Eylül 2001, İstanbul, Şampiyonlar Ligi
Maç berbat bir güne denk gelmiştir.  Galatasaray D grubu mücadelesini 1-0 kazanır. Lazio 5. sıradadır.
11 Mart 2004, Ankara, UEFA
Gençlerbirliği baharı görmüştür. UEFA kupası 4. tur ilk maçında rakip 4. sıradaki Valencia'dır.
2 Aralık 2003, Dortmund, Şampiyonlar Ligi
Terör bahanesiyle maç Almanya'ya alınır. 8. sıradaki Juventus için sonuç kaçınılmazdır.


8 Aralık 2004, İstanbul, Şampiyonlar Ligi
Fenerbahçe Tuncay Şanlı üçlemesiyle 4. Manu'yu yener.





5 Aralık 2006, İstanbul, Şampiyonlar Ligi 
Galatasaray 4. sıradaki Liverpool'u yener.




19 Eylül 2007, İstanbul, Şampiyonlar Ligi 
Fenerbahçe 4. sıradaki Inter'i yener. 
24 Ekim 2007, İstanbul, Şampiyonlar Ligi
Beşiktaş Avrupa tarihinde görülmemeiş bir tribün organizasyonuna imza atmıştır. Liverpool'u yenmek bile arka planda kalmıştır. Liverpool 3. sıradadır.






2 Nisan 2008, İstanbul, Şampiyonlar Ligi 
Fenerbahçe çeyrek final maçında 7. sıradaki Chelsea'yi mağlup eder.


25 Kasım 2009, Manchester, Şampiyonlar Ligi 
Tello Boliç'e özenmiştir. Beşiktaş'ın yenmediği İngiliz takım sayısı bir azalmıştır. Manu 4.'dür.


14 Eylül 2011, Milano, Şampiyonlar Ligi 
Trabzonspor Tolga Zengin'in olağanüstü performansıyla adamım Gasperini'nin dümenini kırmıştır. Inter 9. sıradadır.

Sonuçta 1 kez Almanları, 4 kez İspanyolları, 3 kez İtalyanları, 6 kez İngilizleri devirmişler.
Galatasaray 6, Fenerbahçe 3, Beşiktaş 3, Trabzonspor 1, Gençlerbirliği 1
Not: Visearch(vaysörç) diye bir tanımlama var mı bilmiyorum tamamen kaba etlerimden çıktı.


12 Eylül 2011 Pazartesi

Cem Yılmaz Meslekleri

Burada Laf Çok programından

Stoke City Hamamı'na Hoşgeldiniz

video
Bunları kaçıranlar Premier League'de topçuyum diye gezmesin. Hem Liverpool hem de Beşiktaş...Biri çekti, diğeri umarım aynı akıbete uğramaz.

11 Eylül 2011 Pazar

Fenerbahçe’de bir Cantona olsa, Ne güzeldi bu ülke





Aslında var bir Kan-tona...Ama 3 yaklaşık… Soyadı Kan-er… Adı Esat… Nam-ı diğer Fındık Esat…Küçük Esat… Fenerbahçe Cumhuriyeti’nden öğrenmiştim adını…Biraz araştırma sonucunda torunu Ayşe Uras’ın kendisi için hazırladığı belgeselle karşılaştım…”O Benim Efsanem”di hazırladığı yapımın adı…Kundaktaki Ayşe, dedesini tanıyamamanın hüznüyle devam etmiştir hayallerine… Merakını çelen siyah çantayı dayanamayıp açar ve bizlerle paylaşır bir futbolcunun hayatını...


Fenerbahçe’de 1930 ve 1940’lara damgasını vurmuş bir futbolcu…Sonrasında gazetecilik…Kadıköy bağımlısı…ve 6 Ağustos 1984…Santrhaftır…İri yarı adamların arasında hemen fark edilir…Zamanlamasının mükemmelliğinden söz ederler…Sahadaki naif duruşundan…Cem Atabeyoğlu kendisinin biraz inatçı olduğunun altını çizer…Ancak futbolda inatçılığın olmazsa olmazlığını ekler peşinden…30’ların ikinci yarısında yıldızı parlamıştır….Fenerbahçe’yi de zirvede tutarak…Futbolculuğu biter…Hem Genç Milli Takım hem de Fenerbahçe’nin gençlerini çalıştırır…Arada Eyüpspor macerası...Sonra gazeteler ve Kadıköy…

Kahraman Bapçum sesinden arkalara doğru ilerleyelim…Fazlasını isteyenler zaten araştırır bulur…
video



Yazıyı kapatacağız ama öncesinde bir hikayeye ışınlanalım: 1800’lerin son yıllarına girilmiştir…Adam zengindir ama mutlu değil…İyi bir şeyler yapmak ister…Falcıya danışır…Falcı küresine bakar: ”Senin bu dünyaya çok büyük kötülüğün dokunacak” der…Bizimki zaten mutsuzdur ve evine doğru ilerlerken tren yoluna gözü kayar…İçinden yaşamak geçmeyen bir yoldur kesiştiği…Tren yoluna yatar, kara kütlenin gelmesini bekler…Tam tren gelirken bir çocuğun raylarda oynadığını görür…Çocuğa ses eder ama sesini duyuramaz…Hemen yerden kalkar ve çocuğa doğru koşar…Oğlanı kurtarır…Akşamdır...Evine götürürken içindeki sıkıntıların parçalandığını hisseder…Çocuğun annesi kapıdadır ve retorik bir soru ile bitirir hikayeyi…Sen mi geldin Adolf? 

1936-37 sezonunda gol kralıdır…Fenerbahçe’ye 368 maçta 75 gol kazandırmıştır…Ama…Esat Kaner’in formda olduğu yıllarda sadece bir şeyi eksiktir… A Milli Takım forması…Hikayedeki adam, Hitler’i kurtararak Esat Kaner’in her milli maç izleyişinde kalbinin parçalanmasına da yol açmıştır…II. Dünya Savaşı her ülkede olduğu gibi A Milli Takım tarihinde de geniş bir boşluk yaratmıştır…Bu yüzden milli değildir Küçük Esat… 

Esat Kaner de yukarıdaki hikayede rol alır mıydı?...Yalçın Doğan’ın Fenerbahçe Cumhuriyeti’nden bir alıntı yapalım…Kararı siz verin… 


“ben size Fenerbahçeliliğimi anlatmak isterim. Biz delikanlılık çağlarımızda, daha çocukluğumuzda diyelim, antrenmanlarını bile kaçırmazdık. Bizim ev Fenerbahçe Stadı’na yakındı. O sıralarda stadın çevresinde tahta perde vardı. Onun üstünden atlar, stada girerdik. Yöneticiler ya da futbolcular da bizi kovalarlardı. Bir gün, hiç unutmam oradaki yöneticiler ve futbolcular bizi yine kovalamaya başladılar. Futbolculardan Esat da beni yakaladı ve bana bir tokat attı” 


Tırnak içindeki sözlerin sahibi K.Evren… 

Yani Küçük Esat senin bu dünyaya çok büyük kötülüğün dokunacak…Keşke yaklaşık olmasaydın...

6 Eylül 2011 Salı

Şampiyon Beşlerin Olası Lig On Birleri





Niang'ın transferinin resmiyet kazanması ardından Fenerbahçe kadrosu güncellenmiştir.

4 Eylül 2011 Pazar

Volkan Burnunu Frenleme

Federasyon veya kulüp web sitelerinin güncel tutulması gerektiğine inananlardanım. 2 ay önce TFF'de Galatasaray'ın başkanı Adnan Polat olarak gözüküyordu. Bugün o gönderiye bir yorum gelmiş ve Fenerbahçe.org'un İngilizce versiyonuna tıkladım. Oyuncu profillerinde yukarıda okuduğun başlığı çerçeve içine aldım.

Bunda sorun olduğunu düşünmeyin yazan insan onlarca hata yapabilir ve bir e harfi konusunda eleştirecek değilim ancak aşağıdaki resimde Maldonado'nun ne işi var. Lugano, Santos, Güiza'yı anlayayabilirim; transferleri 1 ay içinde gerçekleşti. Hatta Deivid'i bile anlarım da... Maldonado!
vitesleme değil frenleme olacaktı...düzeltme için kendime teşekkür...Fr

3 Eylül 2011 Cumartesi

Galatasaray-Liverpool Hattı "2"

20 ay önce üç adam eksikti... Şimdi ise bir Jerard kaldı...

Bu çocukta hala çok iş var...


Hindistan’ın futbolu hakkında bir şey bilmesem de stadyumlarında gayet rahatlıkla piknik yapılabileceğinin farkındayım… Kim Kardeşyan bile rahatlıkla sığabilir çünkü koltuk ihalesini verdikleri adam kanaatimce kayıplara karışmış… En azından Albion 4 beyaz koltuğunu hibe etseydi ya…Böylece farklı bir yüzyıldaki maçı izlemezdik… Maçta 1 gol oldu ama hangi adamın attığını az sonra öğreneceksin hanımef/beyef-endi… Zira golü göremedik… Biz mi kim…Arjanlar, Venezler, Hintler…Öyle böyle değil… Golü tekrarında izlemek ne fena…Hem de Messi’nin ortasına kafayı vuranı içinde bulunduğundan 6 cümle önce ve 3 cümle sonra öğrenmen çok acı…Şimdi yönetmene uygun bir sıfat bulsam…Indiana’ya göre western ya da tersten epeyce bir eastern klasiği M. Çözen…Hindistan’ın da bir çözeni varmış a hanımef/beyef-endi…Öyle ki ülkede tahrik edici bir kadın da erkek de yok sana göre…Unisex yazılar da zormuş be…Evet, oraların çözeninin gösterdiği ablalar yüzünden Venezuela’nın 70’lik kadınları bile noter kapanmadan güzellik yarışmasına başvurmaya gitmiştir…Bey amcaların yanında sen de bir çantacısın öz beyef…Öz hanımef sen de rahat ol…Hindistan’dan bir koca bull…Sana zaten dokunamaz…
Maçın hangi sıcaklıkta oynandığını ölçemedim lakin Messi’nin oyuncu değişikliği esnasında iki kez kullandığı su miktarı Afrika’da çoğu yere bir yılda yağmıyordur… Arjantin hocasının ilk maçı bu… 4-1-2-3’ü tercih etmiş…Messi’yi takımın üstüne koymayı başaracak gibi…Aslan 3’ün sağ tarafında başlasa da maç ilerleyince yer ve zamandan bağımsız olarak hareket ediyor şartlar gereği…Taç kullanmadı zannedersem bir tek… İşte bu çocukta hala çok iş var hanımef-beyef…Teknik direktör sözünü tutsa da yükünü hafifletse Messi’nin… Hani Ertem Şener’in kendine olan düşkünlüğünü bilse…Büyüme hormonlarını sabah 1 akşam 1 vurdurur da kariyerinin sonunda pivot santrfor oynar…Organik olsa yorulur, yıkılır ama fena halde sentetik bir adam… Şu takımda diyorum Batistuta olsa…Çok farklı olacak her şey…Yüzde 70’in üzerinde anlaştığı tek bir adam var o da Arjan Cumali Bişi…O da zaten yanlış anlıyor Messi’yi… 1’li ise tahmin edeceğiniz gibi çilekeş Maşerano…Abartmak gibi olmasın Brezilya’nın bir ara efsane Mauro Silva’sı vardı ya bu arkadaş da aynı seviyeye çok yaklaştı…Barcelona’da defansta, burada süpürgelik…İlerdeki Higuain’i ağbisinden dolayı mı sevmiyorum, kararsızım ama 1000 gol atsa da benim gözümde zero…Messi’nin (Xavi’nin 2009 finalinde attığı pasın daha da özeli) pasını direğe nişanladı ya…
Arjantin’in sol tarafını kevgire çevirdi desek yeridir Venezuelalı kardeşler…Onlar da bizim fourfourtucularımız vardı kabilesinden…Çizgi forvet rolünde 9 nümero…Defansın göbeğinde 2 Egemen Korkmaz… Şimdi a diyeceksin…Yazı pat diye biter…Nedeni aşağıdaki resimde…Hakemin kol işaretlerini anlayan bir spikersen odanda bir gurme efekti duymam lazım…Zira Arda’nın golü bile kuzuları kurtaramadı…

2 Eylül 2011 Cuma

Kont Ratak

Kuddusi korkmana gerek yok kardeşim...

Talih Kuşu Bir Halta Yaramıyormuş!

İngiltere'nin güneydoğusundan bir takım Brighton & Hove Albion F.C...

Amblemlerinde kendini rüzgara bırakmış bir martı var...

Maçlarını yeni stadyumları Falmer'da oynamaya başladılar...


Aslında stadın konumu nedeniyle Farmer olsa da fena olmazdı...

Stadyum yapılırken çalışanlar martının altına üç dışkı bırakıyor...

Sonrasında tepkiler geliyor. Dört koltuk değişiyor ve... 
Championship'te liderler...

Related Posts with Thumbnails