14 Şubat 2010 Pazar

14.02.2009 Manisaspor-Fenerbahçe



Telif ödememek için 20 saniyesi çalınan marştan ötürü aklımıza hemen Arınç’ın marşlar hakkındaki daha yılını doldurmamış sözleri geliyor. Olay yeri Manisa olduğu için işkilleniyorum.

Reha Kapsal’ın tercihleridir aslında maçta ilk golü Fenerbahçe’ye bulduran. Şimdiye kadar izleyebildiğim Manisa maçlarında kurulan orta saha düzeninde Yiğit İncedemir, Nizamettin Çalışkan ve Mehmet Nas yer alıyordu. Nizamettin hakkında düşüncelerim nötr olsa da Mehmet Nas ülkede en beğendiğim oyunculardan biri ve sakatlık yoksa ilk formanın kendisine verilmesi taraftarıyım. Kapsal’ın Manisa’sı Mehmet Nas’ı oyuna alana kadar kendi oyunundan daha öte Fenerbahçe’yi düşünerek zaten golü baştan kabullenmişti. Yiğit İncedemir’in Emre’ye, Mehmet Güven’in de Alex’e gölge olması çok da hoş değildi. Aşağıya 3:34’de gerçekleşen bir faul oluşumunu koydum. Sizce Mehmet Güven topa bakmayarak Amerikan futbolundan bir örnek sergilemiyor mu? Fenerbahçeli solak ikili zaten kontrol altına alınmaya çalışıldığından Cristian’ın öne çıkması gerekiyordu. Golün kendisinden gelmesine şaşırmadım. Kemal Okyay her ne kadar kendisine gol vuruşu yapıldığında en yakın kişi olsa da ne Yiğit ne de Mehmet Güven kadar gölge olamadığı için oyundan zaten alındı. Aslında gol biraz da Mehmet Güven yüzünden yenilmiştir. Yukarıda belirttiğim üzere Mehmet Güven, Alex’i gölgeleme esnasında topu zerre düşünmemektedir ve Alex de topa bay geçince tabelaya 1 gol eklendi. Sonrasında sadece Mehmet Topuz’un yoktan var ettiği iki pozisyon var ama kaptırdığı topun Manisa’nın golünde orijin olması atamadıklarının diyetidir. Promise’nin golünde kendisinden daha suçlu insanlar vardır. Öncelikle hakeme faul nedeniyle dırdır eden Santos, Mehmet Nas ortasına geç kalmıştır. Bilica, Santos’un bölgesine hareketlenmiş Bilica’nın yerine de Deniz koşmuştur. Hani suçun büyük kısmı kime ait diye sorsalar cevabım Andre Clarindo Dos Santos olur.
İkinci yarı da aslında ilk yarıya oranla çok da farklı değildi. Saha içindeki değişimleri yukarıdaki 2. şablonda belirttim. Manisa adına tek olumlu olay Yiğit İncedemir’in olağan yerine geçmesidir. Fenerbahçe bol pas klasiğiyle oynadığından artık yeni bir şey yaratmadıkları sürece şöyle oynadı böyle oynadı demek laf kalabalığı olur. Fark yaratan tek özellikleri ülkenin hücumu da aksatmayan en iyi beklerine sahip olmalarıdır. 2. yarının ortasında verilen kaleci sakatlığı Manisaspor’un kondisyonunu tazeleyerek maçın sonuna doğru diri kalmalarında etkili oldu. İlker’in yerine giren Bulut da fark yaratan isimlerden biriydi. Fenerbahçe seneye kulübesini güçlendirmek zorundadır ki son yıllarda hiç yapmadıkları bir şeyi yapmaları yönetimden beklenebilir mi? Onun için kulağı tersten tutarak lafı şöyle değiştirelim; Fenerbahçe saha içindeki oyuncuların daha iyilerini bulmalı böylelikle bugün oynayanlar yedek kulübesini güçlü kılabilir. Bir takımın diğerini ezdiği maçlardan bıktım artık umarım yarınki Bursaspor- Trabzonspor maçı bu haftayı kurtarır…

2 yorum:

Can dedi ki...

İşin en enteresan tarafı ikinci yarı Manisa'nın tehlikeli olan tüm ataklarını başlatan adamın Mehmet Güven olması. Bunda pek tabii Fenerbahçe'nin orta sahayı boşaltmasının önemli etkisi vardı ama, Mehmet'in bu kadar doğru ve isabetli paslar atması dikkat çekici gerçekten. Kesicilik bir yana, oyunu takip etmek yerine topu takip etmesinin cezasıdır Baroni'nin golü. Kesicilik becerisi az biraz olsaydı, koca yılı Inamoto ile geçirmezdi Galatasaray bundan eminim.

Lele dedi ki...

Reha Kapsal ortadaki üçlüyü saat yönünde bir tık döndürünce herkes rahat ettiği yere geldi. Adam takip etmek de başka bir yaramız...

Related Posts with Thumbnails