20 Şubat 2010 Cumartesi

20.02.2010 Eskişehirspor-Gençlerbirliği



Tribünlere bakıyorsun Eskişehir her zamanki gibi cümbür cemaat toplanmış, trompetlerle arenaya çevirmiş stadyumu ama Gençlerbirliği’nin 100 tane taraftarı bile yok. Oysa ki kulüp 87 yıllık kabaca 30,000 günlük …
Her 30 günde 1 deplasman taraftarı! yaratsalar 1,000 kişi olmalı en azından, bu sayı her saat 8 bebenin doğduğu Ankara’da çok olmasa gerek. Varsayalım bu 1,000 kişinin yüzde altmışı vefat etti; 400 kişi nerede?
Burhan Eşer’in ofsayt duraklamasıyla topu Ivesa’ya vermesiyle geçtik 40 saniyeyi. Jaycee’nin sol şakağıyla kalenin soluna vuruşunu nasıl başardığını evde denemeye koyulunca az kalsın boynumu kırarak bu dünyadan ayrılıyordum. Neyse ki Wolfhart muskası ilk defa bir işe yaradı…
İki takım da klasik tabirle oyun kurucusu olmadan türlü şeyler yapmaya çalışıyor. Eskişehirspor’un Erkan Zengin desteğiyle 4-2-4 düzeninde yer aldığını Gençlerbirliği’nin ise 4-3-3 ile çayıra salındığını görmekteyiz. Eskişehir’in orta ikilisini oluşturan Doğa Kaya ve Bülent Ertuğrul’un yaratıcılığı vasatın altında, rakibin orta üçlüsünde ise Harbuzi diğerlerine oranla topla daha dostane. Ayrıca Vranjes’in boy avantajından faydalanmak için sürekli içeri daldığı da başka bir detay. Gençlerbirliği bu üsteliklerine rağmen Pektemeksiz kümede zor kalacak cinsten bir görüntü sergiliyor. Doll maç öncesi açıklamasında defanstaki başarının forvet elemanlarına da yansıyacağından bahsetmişken Ivan Radeljic hususunu açmak isterim. Eskişehir’de Bosna-Hersekli Nadarevic sahanın en iyi performansını sunarken vatandaşı Radeljic ‘in bu ülkede ne aradığına mantıklı cevap veremiyorum. İlk yarıda yaptığı hataları sayamadım. Bugün, dirseğine rağmen oyunda kalan İlhan Eker olmasa Eskişehir rahatlıkla kazanabilirdi.
Rıza Çalımbay ilk yarıda Jaycee için Mehmet Yılmaz’ı sol kanatta oynatarak hava topu mücadelelerinden feragat etti. Yılmaz yine de fena oynamadı. Eskişehir’in bu maçtaki ileri göbekteki ikilisinin Yılmaz ve Jaycee’den oluşması gerekliydi çünkü Ümit Karan’ın pazubent dolayısıyla sahada kaldığı aşikâr.
İkinci yarıda Hurşut girene kadar maçın kontrolü kesinlikle ev sahibi takımdaydı. Hurşut oyuna girdiği andan itibaren kesinlikle fark yaratıyor. Zaten yerine girdiği Burhan’dan daha iyi performans sergilemesi için tek olumlu şey yapması yeterliydi. Çalımbay ise Ragıp ve Sezer’i oyuna sürüp iyicene hücuma odaklandı. Mehmet Yılmaz zaten ikinci yarıdan itibaren ortaya çekilmişti. Adem Sarı’nın da girmesiyle rakip ceza sahasının bir kenarından diğer kenarını 4 oyuncu paylaştı. Ragıp ve de bazen ileri dörtlüden ayrılmasıyla Sezer sahadaki yaratım eksikliğini gidermeye çalıştılar. Bir iki pozisyon dışında da başarılı oldukları söylenemez. Beşiktaş’tan giden Erkan Zengin ise nefesi yettiği ölçüde iyi şeyler yapmaya çalıştı ve takımının bir atağı esnasında yerden 1 dakika kalkmayınca da kulübedeki yerini aldı. Sonuçta heyecanlı ama kalitesiz bir maç izledik. Hatta Bayern-Fiorentina maçının ilk yarısındaki sıkıcı oyunun yanında bu maçtaki heyecan tarifsizdir…
Ey Diji! Geçen hafta, Nobre formasını şortunun içine koyarken bu hafta da Serkan Çalık aynı şeyi yaparken uygunsuz görüntülerden kıl payı kurtuluyorsunuz. Başınız bir gün çok ama çok ağrır.

4 yorum:

Can dedi ki...

Abi o 4-2-4'ü okuduğun için tebrik ediyorum öncelikle. Kendi yazımı yazmadan önce bunlar ne oynadı diye kafa patlattım ama 4-4-2'ye koydum dolmadı, 4-2-4'e koydum almadı. Zaten Eskişehir'in ne yaptığı belli değil 1.5 senedir.

Mehmet Yılmaz ve Ümit Karan'ın hiçbir şekilde sahada olmalarını anlamıyorum. Adem Sarı Solskjaer'e bağladı iyice. Bülent Kocabey, Sezer ayakları düzgün adamlar ama topu havada oynadığından Eskişehir, sonradan oynuyorlar. Adamı kanser eder bu takım. Maçları stadda seyretmeyi bıraktım Rıza Çalımbay yüzünden.

Gençlerbirliği seneye daha iyi olur. Doll hafta içi bahsetti gelecek yıl ile ilgili planlarından. En azından organize bir görüntüleri var.

Son cümlene sonuna kadar katılıyorum. Malum yerine top gelmiş oyuncunun zoom yapıyor o noktaya kameraman. Siyahi oyuncular moral bozuyor!

Lele dedi ki...

Aslında ikinci yarıdaki hamlelerden sonra tam ve bir o kadar da sıkışık 4-2-4 oynadı Eskişehirspor(ileri dörtlüsü).
Radeljiç özelinde Gençler'in defans göbeği hakkında pek de iyi şeyler düşünmüyorum. Bir ara İlhan Cavcav oyuncu listesine göz attı. Dedim ki seneye Nadareviç Gençler'de:) Defansa çok büyük katkı sağlıyor.
Bir de spiker bu iki adamı Hırvat yapmaz mı?
Rıza Çalımbay'ın son senesi gibi duruyor Eskişehir'de. Yardımcılarına sahip çıkamaması dikkatimi çekti.
Jo yarın yedek soyunacak; umarım Rijkaard tercihini bu yönde kullanmaz :)

Can dedi ki...

Bende not almıştım İlhan Cavcav'ın oyuncu listesini kesişini. Spiker maçın çok zevkli olduğundan dem vurarak başka diyarlara yolladı beni zaten.

Rıza Çalımbay giderde yerine kimin geleceği önemli Eskişehir'de. İyi yönetilecek bir Eskişehir birkaç transferler ilk 6'yı zorlar.

Lele dedi ki...

Bayern-Fiorentina maçının ilk yarısını izlediysen bu maç heyecanlı geçmiştir ama kesinlikle zevkli değil.
Spikerin belirttiği zevkli kavramıyla alakadar yukarıda kötüye kullanım bildirim butonu olmasa aklımdaki lafı söylerim. :)
Fazla da kızmak içimden gelmiyor sonuçta elindeki metayı satmak zorunda. O da belki içinden başka söylüyordur ama söylemiyorsa sorun vardır.
Heyecanlı ayrı bir şey zevkli ayrı bir şey...

Related Posts with Thumbnails